Tag Archives: Kadın

Kalça Eriten Diyet

2 Kas

Müjde; pek çok kadının başlıca derdi olan kalça problemini ortadan kaldıran şok diyeti açıklıyoruz…

Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen bölgelerinizdeki fazla yağlardan kurtulabilirsiniz. Amerikalı ünlülerin denediği bu diyetle sadece vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar pantolonları üzerinizde rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Tabii rakiplerinizi kıskandırıp, partnerinizi büyülemek de cabası… Diyetin amacı Okumaya devam et

Reklamlar

Kadınlara özel “kanserden korunma rehberi”

28 Tem

Roberta Altman, “Every Woman’s Handbook for Preventing Cancer” (Her Kadının Kanseri Önleme Kitabı) isimli kitabında kanserden korunmanın yollarını gösteriyor. Yazar, hem direk etkisi kanıtlanan konulara yer veriyor, hem de şüpheli konulara.

Kansere etkisi olduğu kanıtlanmamış konulara neden yer veriyor? Çünkü bir şeyin “kanserojen” olduğunun kanıtlanması uzun yıllar alıyor. O uzun yıllar boyunca o kanserojen maddeyi doktorlar tavsiye ediyor, devlet kullanılmasına izin veriyor. Bu sırada binlerce insan hastalanıyor ve “ kanser yapıyormuş” deniyor.

Verebileceğimiz en çarpıcı örnek sigara. Amerikalı bir doktor bundan uzun yıllar önce her gün bir tane sigara içilirse akciğer kanserinden korunacağımızı duyurdu. Biz de eve gelen misafirlerimize ısrarla sigara ikram ettik. Küçük yaşta sigaraya başladık. Şimdi, sigara “kanserojen” olduğu kanıtlandığı için yasaklanıyor.

Yani, bu örnek gibi, bazı şeylerin genel kabul görmesini beklemeden, aklıselimle uzak durmak en iyisi galiba. Gelelim Roberta Altman’ın tavsiyelerine:

Bunlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın:

Sigara: Sigaranın zararlarını hepimiz biliyoruz. Sigara içilen kapalı yerlerde bile durmamak en iyisi.

Kimyasallar: Yiyecekler, içecekler, soluduğumuz spreyler, vücudumuza sürdüğümüz kremler, parfümler, deterjanlar, plastik kaplar ve böcek ilaçları ile kimyasallara maruz kalıyoruz. Bunların en tehlikeleri vücuttaki östrojen hormonunu taklit ederek meme, yumurtalık kanserine sebep olanlar. Kısaca, markette satılan çoğu şeyden uzaklaşıp, doğal ürünleri hayatınıza sokmanın zamanı geldi.

Cep telefonu: Cep telefonu ve baz istasyonları hakkında araştırmalar sürüyor. Çok geç olmadan, cep telefonunu uzaklaştırın. Mutlaka kullanmak zorundaysanız, üstünüzde taşımayın, çok kısa süre konuşup kapatın, kullanmadığınız zamanlarda kapalı tutun (hatta içindeki çipini çıkarın). Çocuklar ve hamileler cep telefonuna yaklaşmamalı ve onların bulunduğu ortamda cep telefonuyla konuşulmamalı.
Şeker: Şeker kanser hücrelerinin en sevdiği şeydir. Şekerden ve yapay tatlandırıcılardan uzak durun. Çiğ yiyeceğiniz yemekleri balla, pişireceklerinizi pekmezle tatlandırabilirsiniz.

Spreyler: Deodoran, oda kokusu, böcek ilacı, mobilya cilası, saç bakım ürünleri sprey şeklinde olabiliyor. Soluduğunuz bu spreylerin içindeki kimyasallar size zarar verebilir. Bunları hiç kullanmamaya çalışın.

Hormonlu süt ve et: Genleri değiştirilerek üretilmiş BST (bovine somatotropin) isimli bir ilaç hayvanlarda süt üretimini artırmak için kullanılıyor. Bu da IGF-1 (insulinlike growth hormone – insüline benzer büyüme hormonları) salgılanmasına yol açıyor. IGF-1 ise normal meme epitelini kansere çevirebiliyor. İçtiğiniz sütün, yediğiniz etin hormonlu olmadığından emin olun. Alışveriş yaptığınız yerlere baskı yaparak üreticilerin üretim yöntemlerini öğrenin.

Yapay tatlandırıcılar: Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi geçmişte “siklamat” isimli yapay tatlandırıcıyı mesane kanserine sebep olduğu için yasakladı. Diğer yapay tatlandırıcılardan ve bunların kullanıldığı diyet içeceklerden kaçınmakta fayda var.

Kürtaj: Bazı araştırmalar kürtaj yaptırmanın meme kanseri riskini arttırdığını ortaya koyuyor. Bazı araştırmalar ise bir bağlantı olmadığını iddia ediyor. Siz gene de kürtajı bir doğum kontrol yöntemi olarak görmeyin.

Alkol: Bazı bilim adamları çok az alkolün bir zararı yok dese de, 1987 yılında New England Journal of Medicine dergisinin yayınladığı bir araştırmaya göre “az alkol tüketmek bile kanser riskini yüzde 50 artırıyor”.

Saç boyası: Saç boyalarının bileşiminde bulunan kimyasal maddelerin bir kısmının kanserojen olduğu biliniyor, bir kısmı için araştırmalar hala sürüyor. Bu kimyasallar kafa derisinden vücuda geçebiliyor.

Hormon tedavisi: Menopoz dönemindeki kadınlara dayatılan HRT (hormon replasman tedavisi)’nin meme ve endometriyal kanser riskini artırdığı kanıtlandı.

Nitratlar, nitritler ve nitrosaminler: Şarküteri ürünlerine ve bazı peynirlere katılan nitratlar oda ısısında nitritlere, onlar da daha sonra nitrosaminlere dönüşür. Daha çok sosis, salam, sucuk gibi yiyeceklerde bulunan nitratlar mide ve esophageal kansere yol açabilir.

Kolesterol düşürücü ilaçlar: Bazı araştırmalar kolesterol düşürücü ilaçların kanser riskini artırabildiğini gösteriyor. Ciddi bir kalp hastalığınız yoksa bu hapları kullanmak yerine daha az yemek yiyerek, spor yaparak, daha sağlıklı yiyecekler seçerek kolesterolünüzü düşürmeyi deneyebilirsiniz.

DDT ve diğer böcek ilaçlarıyla yetiştirilmiş meyve sebze: DDT birçok ülkede yasaklandı ama yasaklanmasından 20 sene sonra bile insan vücudunda bulundu. DDT de östrojen hormonunu taklit ediyor. Hiç böcek ilacı kullanılmadan yetiştirilmiş meyve ve sebze bulmak en iyisi. Bulamıyorsanız meyve ve sebzelerin en azından kabuğunda biriken yabancı maddelerden kurtulmak için sirkeli suda bekletin. Üzerine böcek ilacı sıkılmamış organik ürünler satın almaya çalışın.

Dioksin içeren ürünler: Dioksin son derece toksik ve kanserojen olduğu bütün resmi kurumlarca kabul edilmiş bir madde. Tuvalet kağıdı, kağıt havlu, kağıt mendil, süt ve meyve suyu kartonları, tamponlar, kahve makinesi filtreleri, tek kullanımlık çocuk bezleri, peçeteler klorlu ağartma işleminden geçerse dioksin içerebiliyor. Hem kullanılırken, hem de kullanıldıktan sonra çöplüklerde yakıldığında solunum yoluyla vücudumuza girebiliyor. Pamuklu bezden yapılmış çocuk bezlerine, adet dönemi bezlerine ve peçetelere geri döneceğiz.

Diüretik ilaçlar: Vücuttan su atmak için kullanılan diüretik ilaçlar böbrek kanserine sebep olabiliyor. Bu ilaçları kullanmak yerine yemeklerinize daha az tuz atmayı deneyin.

Kuru temizleme: Kuru temizleme sırasında kullanılan kimyasallardan “perchloroethylene”den uzak durmakta fayda var. Bu konuda araştırma yapan Dr. Edward Groth kuru temizleme gerektiren giysiler kullanmamayı öneriyor.

Mamografi: Bazı doktorların tavsiye ettiği gibi her sene mamografi çektirmenin bazı yan etkileri de var. Mamogram kendi başına bir radyasyon kaynağıdır.

Ağız temizleme sıvıları: Amerikan Kanser Enstitüsü, içinde en az yüzde 25 alkol bulunan ağız temizleme sıvılarının oral ve pharyngeal kansere sebep olduğunu bildirdi.

Doğum kontrol hapları: Doğum kontrol hapları hakkında çok şey söylendi. Kimi kansere sebep olmaz derken, kimi olur diyor. Üstelik çok da farklı çeşitleri var. Ama aklınızda bulunsun; Amerikan Kanser Enstitüsü’nün 1995 yılında yaptığı bir araştırmaya göre meme kanseri riskini artırabiliyor. Rahim ağzı kanseri riskini de artırabiliyor.

Çokeşlilik: Birden fazla insanla cinsellik veya eşin başka ilişkilerinin olması rahim ağzı kanseri riskini artırıyor.

X-ışınları: Çok mecbur kalmadıkça röntgen çektirmemeye çalışın. Lösemi ve meme kanseri vakalarıyla ilgili yapılan bir araştırmada x-ışınları küçük de olsa nedenler arasında bulundu.

Elektromanyetik dalgalar: Cep telefonları, kablosuz internet bağlantısı, radyo dalgaları vücudumuza zararlı ışınlar yayıyorlar. Sadece bunlar da değil, elektrikle çalışan ütü, televizyon, çalar saat, bilgisayar, süpürge, buzdolabı gibi ev aletleri veya fotokopi makinası gibi ofis aletleri de elektromanyetik dalga yayıyor. Bu aletler çalışırken mümkün olduğu kadar uzakta durun. Çalar saatinizi başucunuzda tutmayın. Yatak odanızda veya odanızın yakınında hiçbir elektrikli alet tutmayın. Kullanmadığınız zaman fişten çıkarın.

Asbest: Asbest Amerika’da 1970’lere kadar yoğun bir biçimde yalıtım sistemlerinde kullanıldı. Binaların yerlerinde ve döşemelerinde de bulunabiliyor. Akciğer ve larinks kanserlerine sebep olabilen asbestten uzak durmak gerekiyor.

Roberta Altman’ın, “Every Woman’s Handbook for Preventing Cancer” (Her Kadının Kanseri Önleme Kitabı) isimli kitabından vücudumuzu kanserden korumaya yardımcı olacak yollar şöyle:

Vücudunuzu güçlendirmek için:

Yeme alışkanlıklarınızı değiştirin: Daha az ama daha besleyici gıdalarla beslenin. Pişmiş yemeklerin yanı sıra bolca çiğ sebze meyve tüketin. Sindirim sisteminizin daha rahat çalışabilmesi için karışık yemekler yemeyin. Acıkmadan sofraya oturmayın. Doğal gübreyle yetiştirilmiş, üzerine kimyasal ilaç sıkılmamış meyve, sebze, kuru yemiş, tahıl ve baklagilleri tercih edin.

Çocuk doğurmak: 30 yaşından önce çocuk doğurmak meme kanseri riskini azaltıyor.
Bebeğinizi emzirmek: Bebeğinizi emzirmek hem onun, hem de sizin sağlığınız için mükemmel bir fırsattır.

İyimserlik: Stres, depresyon, kendine güvenmeme gibi duygular vücudu olumsuz yönde etkiliyor. Mümkün olduğunca iyimserliği korumaya çalışmak bağışıklık sisteminizi her anlamda daha sağlam tutacaktır.

Keten tohumu: Sabahları taze kavrulmuş ve öğütülmüş keten tohumu yiyin, salatalarınıza serpin, hamur işlerine katın. Keten tohumunu öğütülmüş olarak satın almayın çünkü içindeki faydalı maddeler bayatlayabilir. Kullanacağınız kadarını hafif ateşte yağsız olarak çok az kavurup tahta havanda dövün.

Sarımsak: Her gün bir diş sarımsak yemek hastalıkları uzak tutar.

Antioksidanlar: Meyve ve sebzelerde bulunan antioksidanların bağışıklık sistemimize yardımcı olduğu biliniyor. Mevsimin meyve sebzesini seçin, özellikle çiğ tüketmeye çalışın.

Beta-karoten içeren yiyecekler: Kayısı, brokoli, kavun, havuç, yumurta, karaciğer, şeftali, balkabağı, kıvırcık salata, ıspanak, domates, tam yağlı süt gibi yiyecekler beta-karoten içerir. Bunları mevsiminde ve organik olanlarından yemeye çalışın.

Lifli gıdalar: Kepekli tahıllar, tam buğday unu gibi kepeği ayrılmamış unlar, kepekli pirinç, yulaf ezmesi, nohut, mercimek, badem, yerfıstığı, enginar, taze fasulye, brokoli, Brüksel lahanası, beyaz ve kırmızı lahana, havuç, karnabahar, kereviz, mısır, şalgam, patates, ıspanak, domates, elma, kuru veya taze kayısı, muz, kavun, kiraz, vişne, hurma, kuru veya taze incir, greyfurt, portakal, şeftali, armut, üzüm, çilek lif bakımından zengin gıdalar. Meyveleri kabuğu ve çekirdeğiyle yemek çok daha iyi.

Lahana ve karnabahar ailesi: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, kara lahana, karnabahar, şalgam, turp gibi sebzeleri bol bol yiyin.

Spor: Düzenli olarak ve aşırıya kaçmadan yürüyüş, koşu, yüzme gibi sporları yapanların bağışıklık sistemi kuvvetleniyor.

Yeşil çay: Yeşil çay fazla işlem görmemiştir, çay yaprakları sadece kurutulur. Bir bardak sıcak suyu ateşten aldıktan sonra bir çimdik yeşil çayı içine atın. 2-3 dakika üstü kapalı olarak demleyip süzün.

Zeytinyağı: Atina Üniversitesi ve Harvard Halk Sağlığı Okulu’nun 2300 kadın üzerinde yaptıkları araştırma, günde bir öğünden fazla zeytinyağı kullanan kadınların daha az kullananlara oranla meme kanseri risklerinin daha düşük olduğunu gösterdi.

Omega 3 yağ asitleri: Mucizevi yağ denen omega-3 yağ asitleri balık, keten tohumu, semizotu ve cevizde bulunuyor. Vücudun savunma sistemini güçlendirmek için bu yiyeceklerden tüketmemiz tavsiye ediliyor.

Selenyum: Selenyum minerali de antioksidan vazifesi yaparak vücudumuzu koruyanlardan. Kansere karşı korunmada da etkili olduğu söyleniyor. En iyi selenyum kaynakları balık, böbrek, karaciğer, et, yer fıstığı, tam tahıllar (kabuğu ayrılmamış tahıllar ve unları).

Sebzeler: Sebze yemek, özellikle de çiğ sebze yemek bağışıklık sistemi için çok önemli. Kereviz, pırasa, soğan, domates, enginar, ıspanak gibi sebzeleri çiğ olarak yemeyi deneyin. Sadece mevsimin meyve sebzesini kullanın. Donmuş veya konserve sebzeleri almamaya çalışın. Organik olanları tercih edin ve eğer mümkünse kendiniz yetiştirin. Roka, maydanoz, dereotu, domates, biber, salatalık, bakla çok kolayca yetiştirilebiliyor.

E vitamini: Vücudumuzda bulunan serbest radikalleri atan antioksidanlardan biri de E vitaminidir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. E vitamini alabileceğiniz yiyecekler hindiba, hardal otu, balkabağı, elma, kayısı, şeftali, balık, badem ve ayçekirdeği.

Derleyenler :
Osman & Ebru & Nurten ÖZBODUÇ
Fitoterapist – Bioenerjist

Doğumu Kolaylaştıran Mucize GÜL

28 Tem

Saf gül uçucu yağı (rosa damescana) adeta insanın ruhunu okşuyor. Yaydığı muhteşem koku ile normal doğumu kolaylaştırıyor!

Gül kokusunun hastalıkları tedavide çok önemli yeri olduğu, hafızayı güçlendirdiği bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Osmanlı  tıbbında önemli bir yeri olan güle çok önem verilirdi. Gülsuyu, gül yağı, gül reçeli, gül sirkesi, gül lokumu, gül şerbeti ve güllaç adeta şifa kaynağı…

Gül’de; ateş düşürücü (anti-inflammatory), antiseptik, antifungal, antidepresan, antispazmotik etkiler bulunuyor.

Kansere karşı da tedavi gücü olduğu tespit edilen “gül yağı” ile ilgili, bu alanda bilimsel araştımalar devam etmektedir.

Gül; Türkiye, Fas, Bulgaristan, İran’da yetişiyor. Gül uçucu yağı distilasyon yöntemiyle çiçeklerin damıtılmasından elde ediliyor. 1gr. bile altın dereğinde!

Gül uçucu yağının, sıcak ve çiçeğimsi bir kokusu var, kuvvetli harmonize edici, sakinleştirici, rahatlatıcı özelliklere sahip.

Doğumu kolaylaştıryor!

Ruhsal sıkıntılardan kaynaklanan ağrıları giderici, üzüntü, teselli gerektiren gerilimlere karşı çok etkili. Normal doğum sırasında rahatlatıcı etkisi ile doğumun kolay geçmesini sağlıyor. Bu konuyu jinekologlar izah edememişler, fakat doğumu kolaylaştırdığını kabul etmişlerdir! Çocuklar 6. aydan  itibaren kokuları ayırt edebilir. Doğumdan itibaren gülyağı kullanan bir annenin çocuğu kokuları ayırt etmede yaşıtlarından daha ileri olduğu tespit edilmiş.

Gebelik döneminde, doğum esnasında ve doğumdan sonra saf gül uçucu yağı ve gülsuyu annelerin can simidi gibi. Bebeklere ilk 6 ayda saf gülsuyu koklatılır! Yağ lambası (buhurdanlık) üzerinde kullanılabilir veya banyodan sonra bebek teni gülsuyu ile silinebilir. Pişik önleyici, rahatlatıp gevşetici etkisi var.

Gül yağı yaraları da iyileştiriyor!

Kuvvetli bir antifungal (mantar önleyici ve iyileştirici) etkiye sahiptir. Hint defnesi, gül ve lavanta karışımı antifungal amaçla kullanılabilir.

Kuvvet verici (tonik), düzenli hareket sağlayıcı, temizleyici, iltihaplanmayı engelleyici, kramp çözücü, sakinleştirici, yara iyileştirici, kalp ve ince bağırsak fonksiyonlarını düzenleyici.

Her türlü kuru ve problemli ciltler, alerjik ciltler, egzama gibi durumlarda yeni doku oluşumu ile yaraların kapanmasını gerektiren durumlarda kullanılır.

Uyumlu olduğu yağlar

Neroli, lavanta, yasemin, sandal odunu.

Gül uçucu yağı ile doğal vücut parfümü

60ml. ekolojik jojoba yağına+ 20 damla saf gül uçucu yağı damlatılır, cam bir şişede, cam bir çubuk yardımıyla karıştırlır, banyodan sonra hem nemlendirici, hem de parfüm niyetine kullanılır.

Not: Kullanılacak gül uçucu yağının; baş, kalp ve yaş notlarının olmasına, ekolojik ve saf olmasına dikkat edilmelidir.

Gülün tarihi çok eskilere dayanır. Gül bitkisinden tıbbi olarak en az 5 bin yıldır faydalanıldığı biliniyor. Eski Mısır, Yunan ve Roma Medeniyetlerinde gülden tıbbi olarak faydalanıldığını biliyoruz.

Osmanlı hekimleri de gülü tıbbi olarak kullanmışlar.

Gül meyvesinden elde edilen ekstreler güçlü bir antioksidandır; kanda serbest radikalleri
zararsız hale getirir ve hücre yaşlanmasını önler.

C vitamini, quersitrin ve gallik asit gibi bioflavanoidler ve tanenler bakımından zengin olan bu ekstreler ayrıca çevresel stres faktörlerine karşı bağışıklık sistemini de güçlü tutar. C vitamini dışında A vitamini de içeren gül meyveleri aynı zamanda sağlıklı deri gelişimine de destek olur. Doğal bir lif kaynağı olan pektinler, gül meyvelerinden elde edilen ekstrelerin özellikle mide ve sindirim rahatsızlıkları için de kullanılmasını mümkün kılar.

Taze gül çiçeklerinden üretilen gül reçeli ve gül şurubu da besin değeri yüksek olan gıda maddeleridir. Gül çiçeklerinden damıtılan gül yağı, kendine has gül kokusunu veren uçucu yağ bileşenleri nedeniyle çok pahalı parfümlerin ana ham maddelerinden birisidir. Gül yağı ayrıca antibiyotik etkilidir; patojenik birçok bakteri üzerinde öldürücü etkisi vardır.

Damıtma sırasında yan ürün olarak elde edilen gül suyu kozmetikte cilt bakım toniği,
geleneksel tıpta ateş düşürücü (anti-inflammatory), antiseptik ve mide rahatsızlıklarını giderici, gıda endüstrisinde koku ve tat verici olarak (örneğin güllaç ve gül lokumu üretiminde) yaygın şekilde kullanılmaktadır. Gül yağı katılarak hazırlanan gül sirkesi hem iyi bir ateş düşürücü, hem de ağrı dindiricidir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün karaciğer ve karın ağrılarına karşı, Kılıç Ali Paşa’nın annesi tarafından gönderilen gül sirkesi çok iyi gelmiştir.

Alıntı : Nihal Doğan

Güzellikle ilgili doğrular ve yanlışlar

28 Tem

Saçları günde 100 kez taramak, onları daha sağlıklı ve parlak yapar’: Yanlış

Saçlarınız, düzenli tarandıklarında daha sağlıklı olacaklar diye bir kural yok. Üstelik, düşük kaliteli fırçalar saç uçlarının kırılmasına yol açabiliyor.
Öneri:
Saçlarınızı taradıktan sonra parmak uçlarınızla saç derinize masaj yaparsanız, bu şekilde kan dolaşımınız hızlanacak ve saç kökleriniz daha çok beslenecektir.

‘Karbonat, dişleri beyazlatır’: Doğru

Karbonat, bize ışıltılı dişler sağlar. Bunun için, diş fırçasına biraz karbonat döküp dişlerinizi 2-3 dakika fırçalayın, sonra ağzınızı suyla iyice çalkalayın.
Öneri:
Dişleri karbonatla sık sık fırçalamak, dişin en üst tabakası olan minesini incelteceğinden, bu işlemi haftada bir kez yapmak yeterlidir.

‘Çay, gözdeki şişkinlikleri hemen indirir’: Doğru

Yorgun gözlerinize uygulayacağınız rahatlatıcı bir çay kompresi, kendinizi harika hissetmenizi sağlar. Çünkü, çayın dinlendirici ve şişkinlik giderici etkisi var.
Öneri:
İki tane çay poşetinin üzerine sıcak su dökün ve biraz demlenmesini bekleyin. Soğuduktan sonra, gözlerinizin üstüne koyup beş dakika bekleyin.

‘Limon suyu saçın rengini açar’: Doğru

Doğal kumral olan saçlarınızın rengini, limon ve güneş ışınlarıyla daha da sarartabilirsiniz. Limon suyunu, üçte bir oranında normal suyla seyreltip saçınıza sürün ve güneş altında bir saat bekleyin.
Öneri:
Bu işlem sadece doğal sarışınlarda ve kumrallarda işe yarar. Öte yandan, bu işlemi çok sık yapmamalısınız. Çünkü, limonun içeriğindeki asit, saçınızın tel tel olmasına ve mat görünmesine yol açabilir.

‘Diş macunu, uçuk ve sivilcelere iyi gelir’: Yanlış

Diş macununun sivilceyi iyileştirdiği söylenir. Ama, macunun kurutucu özelliği olmasına rağmen, içerdiği ‘flor’ cildi tahriş edebilir.
Öneri:
Uçuklar ve sivilceler için, bu konuda özel olarak geliştirilmiş ürünleri tercih etmelisiniz.

‘Havuç yemek, cildi güneş yanığına karşı korur’: Yanlış

Havuç yiyerek güneşin zararlı ışınlarından korunmamız mümkün değil. Güneşten zarar görmemek için, güneş ışınlarından ölçülü yararlanmalı ve yüksek koruma faktörlü güneş yağları kullanmalıyız.
Öneri:
Havuç tek başına yeterli olmasa da, güneş kremiyle birlikte kullanıldığında harikalar yaratır. Çünkü, havuçtaki ‘beta-karoten’, bronzlaşmayı hızlandırır.

‘Dudak bakım kremleri bağımlılık yapar’: Yanlış

Dudak bakım kremlerine karşı bir bağımlılık gelişmez. Dudakların hassas derisinin kendi başına yağ üretme yeteneği yoktur. Dolayısıyla, düzenli olarak dudak bakım kremi kullanmanızda hiçbir sakınca yok.
Öneri:
Güneşli havalarda, koruma faktörlü dudak bakım kremlerinden birini tercih edin ki, dudağınız zararlı ışınlara karşı da korunsun.

‘Limon suyu, çilleri ortadan kaldırır’: Yanlış

Limon suyu zaten ince olan cildi tahriş edebilir. Yüzünüzde çilleriniz varsa, yüksek koruma faktörüne sahip güneş kremleri kullanabilirsiniz.
Öneri:
Limon suyunu, diz ve dirseklerinizdeki sertleşmiş bölgeleri yumuşatmak için kullanabilirsiniz.

‘Selülite karşı kahve için’: Doğru

Kahve, iki tarafı keskin bir bıçağa benzer: fazla içtiğiniz takdirde, cildinizin portakal kabuğu görünümü artabilir. Öte yandan, selülit önleyici kremlerin pek çoğunda bulunan kafein, zehirli maddeleri vücudumuzun problemli alanlarından atar ve bu can sıkıcı görünümden de kurtulmamızı sağlar.
Öneri:
Kahve keyfiniz, günde iki fincanı aşmamalı. Uzmanlar, fazlasının selülite neden olabileceğini söylüyorlar.

ALINTI : Dilek TİHAN


Vücut Tipinize Göre Öneriler

28 Tem

Üst Bedeniniz Darsa

Handball ve kickboxing vücudun üst kısmını çalıştırıp form kazandırıyor ayrıca bol bol yüzerek de forma girebilirsiniz. Askılı giysiler ve büstiyerler yerine sıcak yaz günlerinde kolsuz giysileri tercih edin. Bedeni bol giysiler de vücudunuzun üst kısmını olduğundan daha yapılı gösterir. Özellikle bu yaz oldukça moda olduğundan boyundan bağlı ve ipli bikiniler tam size göre. Mayo giymeyi tercih ediyorsanız üst kısmı çizgili modeller tercih edin.

Karın Bölgesi Fazla İse

Karnı fazla olan kadınların da yediklerine dikkat etmeleri gerekiyor. Karın eritmede hafif ve düşük kalorili yemekleri tercih edin. Öğle yemeklerini yoğurt yiyerek geçirebilirsiniz. Ayrıca yapacağınız egzersizler de fazlalıklardan kurtulmanızı sağlayacaktır. Spor salonuna gidip aletli jimnastik yapmaya vaktiniz yoksa evde bol bol mekik çekin. Giysi seçerken cok dar olmayanlarını tercih edin. Vücudunuza yapışan giysilerden, karnınızı ortaya çıkaracağı için uzak durmalısınız. Kumsalda da iki parça olan plaj giysilerini tercih edin. Yüksek belli bikiniler tam size göre.

Göğüs Kısmı Büyük İse

Spor salonuna üye olup göğüsleri şekle sokan aletlerle bir uzaman kontrolünde göğüs hareketleri yapın. Eğer tek sorununuz büyük göğüsler ise vücudunuzun diğer bölgelerini küçültücü hareketlerden kaçının. Bunun yerine sadece göğüs bölgesini çalıştıran egzersizler yapın. Haftada 3-4 gün düzenli yürüyüş yapabilirsiniz ayrıca her banyodan sonra göğüsünüze soğuk su masajı yapın. Büyük göğüslü kadınların giysi seçiminde de oldukça dikkatli davranmak gerekir. Desenli ve çok dar giymekten kaçınmalısınız giysi seçerken düz renkleri tercih edin. Kumsalda da göğüslerinizin büyüklüğünü gizlemek istiyorsanız düz renk tek parça plaj giysisi ve aksesuarları tercih edin.

Kalça Kısmı Büyük İse

Kalçalarınızı yok etmek için öncelikle kalorisi az gıdalar almalısınız. Tatlı ve kızartma gibi vücudunuzua yağ tutacak yiyeceklerden uzak durun. Özellikle yüzme ve bisikletin kalçalara etkisi oldukça fazla yürüyüş için vaktiniz yoksa koşu bandında tempolu yürüyüler yapabilirsiniz. Geniş kalçalı kadınlara plaj giysisi konusuda en büyük önerimiz iki renkli mayolar. Göğüs kısmı açık kalça bölümü koyu renk olan mayolar tam size göre cünkü koyu renkler o bölgeleri daha dar gösterecek ve ilgiyi üst kısıma çekecektir.

Basen Kısmı Geniş İse

Eğer kalçalarınız vücudunuza göre oldukça büyük ve genişse, bunun en iyi çözümü ip atlamak. İlk gün 30 kez ip atlayın ve bu rakamı yavaş yavaş artırın. Basenlerinizi eritecek bir başka egzersiz ise: Yere yatın. Önce sağ tarafa dönün. Bacağınızın birini dizden kırarak yukarı kaldırın daha sonra diğer tarafa dönerek aynı hareketi diğer bacağınızla yapın. Bu hareketi her iki bacak için de hergün düzenli şekilde 25’er kere yapın kısa sürede basenlerinizin inceldiğini göreceksiniz. Plajda da kalçalarınızı kamufle etmek istiyorsanız etekli mayo veya bikinileri tercih edin. Bikininizin üzerine giyeceginiz kısa pareoyla da basenlerinizi başarılı bir şekilde gizleyebilirsiniz.

Yapılı Bir Sırtınız Varsa

Vücudunun üst kısmı yapılı olan kadınların en büyük sorunlarından biri de sırttaki fazla yağlar. Bu bölgedeki yağlarınızdan kurtulmak için göğüsler dışarda sırtınız dik olacak biçimde haftada 2-3- kez en az 30 kere kürek çekin. Sırt kaslarınız çalışacağı için bu bölgedeki yağlardan kısa sürede kurtulabilirsiniz. Sırtınızdaki yağları plajda sizi rahatsız edecekse onları kamufle etmek için tek parça mayo tercih edin. Özellikle de sırt bölgesindeki yapları kapatacak olan yüzücü tipi mayolar size göre.

Yapılı Üst Beden

Aerobic, kick boxing ve dövüş sporları kaslarımızın çalışmasına ve sıkılaşmasına yardımcı oluyor. Vücudunuzdaki gevşek kasların özellikle kol ve bacak kaslarının güçlenmesi için haftada üç kere ağırlık çalışması da yapabilirsiniz. İki parça ve desenli plaj giysisi giymenizde hiçbir sakınca yok. Özellikle boyundan bağlı modelleri tercih edebilirsiniz.

Omuzlar Geniş, Göğüsler Küçük İse

Geniş omuzlu ve küçük göğüslü kadınlar çeşitli spor aktiviteleriyle problem yaşadıkları bölgeleri forma sokabilirler. Paten, bisiklet ve koşu tam size göre. Yapacağınız çalışma programı ile bir gün koşup ertesi gün bisiklete binebilirsiniz. Böylece hem spor yapıp hem forma girmiş olacaksınız. Göğüslerinizin küçüklüğünü desenli giysilerle kapatabilirsiniz. Plajda ise göğüs kısmı desenli mayo ve bikiniyi tercih etmelisiniz.

Sağlıklı Mutlu Yaşamlar

Dilek TİHAN

Cildi Canlandırmak için 20 Öneri

28 Tem

1-Genel yüz temizliğinde kullanılan maskelerden peeling etkisen sahip olanlar, bu sayede ölü hücreleri ortadan kaldırarak, derinlemesine temizlik sağlıyor.

2-Yüzünüzü tazikli su ile yıkayın. Bu şekilde yapılacak duş, ofislerin yol açtığı cilt stresinizi azaltır.

3-Artık cilt bakım ürünlerinde de rastlayabildiğimiz C vitamini, kan dolaşımını ve kolajen üretimini hareketlendirdiğinden, bu tip ürünleri tercih edin.

4-Ayaklarınız parmak uçları, yüzünüze sinyal gönderir. Alnınızda oluşacak kırışıklıkları önlemek için ayak parmaklarınız üst kısmına düzenli aralıklarla sertçe bastırın.

5-Cildinizi nemlendirin. Yeni çıkan bir çok nemlendirici gün boyu etkiye sahip. Proteinli ve bitki özlü olanlar ise cildi aktif hale getirip üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturmasını sağlıyor.

6-Yüzünüzü haftada iki defa kremleyerek 5 dakikalık masaj uygulayın. Bunun için, parmaklarınızı kullanarak oval hareketlerle çeneden yanaklara, alnın ortasından dışa doğru, burun yanlarından alnın ortasına doğru inip çıkarak masaj yapın. Ağzınızın çevresini, yukarı doğru hareketlerle ovun.

7-Gece saat 1’den önce güzellik uykusuna yatmayı ihmal etmeyin. Bedenimiz özellikle ilk uyku saatlerinden gece yarısına doğru büyüme hormonları üretir. Bu hormonlar ise hücre yenilenmesini hareketlendirir.

8-Kremlerin içindeki enzimlerin faydalarını biliyor musunuz? Biyo teknolojik yöntemler taklit edilerek üretilen minik protein molekülleri, ileri yaşta, insanların cildindeki dolaşım sistemini aktif hale getirip ciltleri koruyucu hücreleri güçlendirir.

9-Koku kompresleri cilt ve duyuları canlandırır. Dörder damla limon ve selvi ağacı özünü ve iki damla ardıç yağını, iki litre kaynar su içine koyun. Özel yüz havlunuzu bu karışımın içine daldırın ve yüzünüze ölçün.

10-E vitaminin bulunduğu kremler hücrelerin gerilimini azaltır. Ultroviyole ışınlarının, atık gazların, nikotinin oluşturduğu saldırgan serbest radikaller cildin zamanından önce yaşlanmasına neden olur. E vitamin cildi bu zararlı etkenlerden koruyup nemlendirir.

11-Yanaklarınız derisini gerginleştirmek için jimnastik yapmalısınız. Bunun için ağzınızı kapatın, yanaklarınızı içeri doğru çektikten sonra, ellerinizin yardımı ile yavaş yavaş gerin.

12-Patates masajı cildi tazeler ve dinlendirir. Öncelikle çiğ patates dilimlerini 10 dakika buzdolabında bekletin. Cilt temizliğinizi yaptıktan sonra, soğumuş patates dilimleriyle yüzünüze masaj yapın. 15 dakika boyunca patatesin, suyunun cildinize etki etmesini bekledikten sonra yüzünüzü yıkayın.

13-Duru, yumuşak bir ten için AHA komplekslerine başvurmak bir zorunluluk. Bu isimle tanınan meyve asitleri, cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlarken, tahriş de etmiyor. Ayrıca besleyici yağlar da içeriyor.

14-Kolajen tabakasını harekete geçirecek bir içecek hazırlamaya ne dersiniz? Bunun için 250 gr domates, 2 şeftli, kabuğu soyulmuş yarım limon ve bir havucu katı meyve presine koyun, bir damla zeytinyağı ve bir miktar iyot tuzu ekleyin ve karıştırın.

15-“Şikaku” baskısı herhalde birçoğunuzun yabancı olduğu bir kelime. Bu basit egzersiz gergin yüz kaslarını yumuşatmaya yarıyor. Söz konusu baskının uygulanacağı enerji merkezi, gözbebeğinin hizasında, gözaltlarındaki kemikler üzerindedir. Bu bölgeye, en az 5 saniye süresince, parmaklarınızla bastırın.

16-Güzellik kapsülleri cildi bütünüyle beslemese de, işlevini içeriden yürüten bir hücre yenileyicisi olarak görev yapıyor. Vitaminler, nemlediriciler ve doğal maskelerle cildin esnekliğini sağlayabilirsiniz.

17-Oksijen maskesi, bir çeşit expres lifting görevi görür. Bu uygulamayla, hücrelerin oksijen alımı 10 dakika içinde yoğunlaşır. Sonuç olarak, cilt olabildiğince taze ve sağlıklı bir görünüme kavuşur.

18-Lipozom maskeleri besleyicidir. Aynı zamanda, cildin alt tabakalarına da nüfuz ettiklerinden, etkilerini uzun vadede gösterirler.

19-Turuncu ışık, hücreleri canlandırır, mavi oksijen alımını artırır, sarı cildi ölü hücrelerden arındırır ve yeşil kuproza karşı etkilidir. Renkli ışık tedavisini ancak güzellik merkezlerinde bulabilirsiniz.

20-Ampuller ve yenileyici kapsüllerle yapılacak yoğun bir kür, kışı sert koşullarına karşı cildin dirençli olmasını sağlayacaktır. 4 hafta boyunca yüzünüzü kremlemeden evvel sürün.

Genç Görünmek için; Güzellik Hileleri

26 Tem

40’larınızdaysanız ve yaşlanmanın belirtileriyle savaşıyorsanız, birkaç kozmetik müdahaleyle daha genç görünebilirsiniz. Örneğin ince kaşların sizi daha yaşlı göstereceğini unutmayın. 50 yaşındaki Sharon Stone, makyajı sayesinde genç görünmeyi başarıyor.

Belirli bir stiliniz olsun

Hala kendinize bir stil belirleyemediyseniz bir an önce harekete geçin. Belirli bir giyim, saç veya makyaj stilinizin olması sizi hem güzel hem de diğerlerinden farklı kılar.

Cımbızı gereksiz kullanmayın

Güzellik uzmanları, bir kadını en çok incecik kaşların yaşlı gösterdiğini söylüyor. Bu nedenle cımbızla kaşlarınızı inceltmekten vazgeçin, hatlarını belirlemek için düzgünce almakla yetinin. Kaşlarınız zaten inceyse, bir kaş kalemi kullanmayı deneyin.

Saç kesiminizi sade tutun

Saç modelinizde sade kesimleri tercih edin. Örneğin, omuz hizasında sade bir model her zaman her kadına çok yakışır. Dönem dönem moda olan kesimler kendinizi iyi hissetmenizi sağlasa da, onlar daha çok genç kızlar içindir.

Parıltıdan uzak durmaya çalışın

İşte sadece gençlere yakışan bir başka şey daha. Parlak, simli göz farları, 40’lı yaşlarını süren kadınların çizgilerini ve kırışıklarını daha çok belli eder. Bu nedenle, daha sade ve genç görünmenizi sağlayacak mat ve kremsi farları kullanın.

Fondötenden korkma zamanı geçti

Cildinizin genç ve sağlıklı görünmesini sağlamak için rahatlıkla fondöten kullanabilirsiniz. Çünkü pudra, cildi yeterince pürüzsüz gösteremiyor. Hem artık cilde nefes aldıran, son derece hafif ve sağlıklı fondötenler var!

Boyama işini çok abartmayın

Yıllarla birlikte saçlarınız beyazlaşmaya başlar. Bundan kurtulmanın tek yolu da saçınızı boyatmaktır. Ama sakın ha saçınızı, doğal renginden bambaşka bir renge boyatmayın. Bu olduğunuzdan yaşlı görünmenizi sağlar. Bunun yerine doğal renginizden bir-iki ton koyu rengi tercih edin.

Yaşlandıkça dudaklar incelir!

Yaşlandıkça dudaklar da incelir. Bu nedenle ruj olarak onların inceliğini belli edecek koyu renkler yerine, pembe gibi açık tonlarda ve hafif parlak rujlar kullanmayı deneyin.

Botox

26 Tem

Botox Nedir?

Kırışıklıklar, aynı ifadenin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle cilde kazınmış olan çizgilerdir. Kırışıklıklara “ifade çizgileri” veya şekilleri nedeniyle “kaz ayakları” da denir. Kırışıklıkların nedeni cilt altındaki kasların kasılmasıdır.

Botox “clostridium botulinum ” adı verilen bir bakteriden elde edilen arıtılmış bir protein toksinidir. Zararsız olmasının nedeni çok ufak dozlarda kullanılması ve vücuda dağılmamasıdır. Bu protein kullanıldığı bölgedeki kasların rahatlamasını sağlayarak belli bir süre için cildin gerginleşmesini ve dolayısıyla gençleşmesini sağlar.

Gülme, kızma, şaşırma, gözleri kısma gibi hareketler sonucu yüzümüzdeki mimik kasları hareket eder ve buna bağlı olarak üzerindeki ciltte de kırışıklıklar oluşur. Yıllar içinde bu hareketlerin tekrarlanması sonucu ciltte oluşan kırışıklıklar kalıcı hale gelir. Kişinin mimiklerini kullanma alışkanlığı, güneşe maruz kalma süresi, cilt ve kas yapısı, yaş ve cinsiyetine göre bu kırışıklıklar da değişik derecelerde olur.

Kırışıklıklar, aynı ifadenin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle cilde kazınmış olan çizgilerdir. Kırışıklıklara “ifade çizgileri” veya şekilleri nedeniyle “kaz ayakları” da denir. Kırışıklıkların nedeni cilt altındaki kasların kasılmasıdır.

İşte bütün bu cilt kırışıklıklarını önlemek için kullanılan tekniklerden birisi de botoxdur. Botox “clostridium botulinum ” adı verilen bir bakteriden elde edilen arıtılmış bir protein toksinidir. Zararsız olmasının nedeni çok ufak dozlarda kullanılması ve vücuda dağılmamasıdır. Bu protein kullanıldığı bölgedeki kasların rahatlamasını sağlayarak belli bir süre için cildin gerginleşmesini ve dolayısıyla gençleşmesini sağlar.

Botox Ne Değildir?

Botoks bir mucize değildir. Yüzünüzde kalıcı olarak hiçbir değişiklik yapmayacaktır. Ayrıca sizi 20 yıl önceki

görünümünüze de kavuşturmayacaktır. Botoks uygulamaları sadece yüzünüzün belli bölgelerindeki kırışıklıklarda düzelme sağlar.

Botox Nasıl Yapılır?

Minik cerrahi iğneler aracılığıyla Botox yüzün sorunlu bölgesinde cilt altına çok ufak dozlarla zerk edilir. Bu sayede kasılmış olan kaslar rahatlamaya başlar. Botox uygulandıktan yaklaşık üç hafta kadar sonra en yüksek verime ulaşır. Botoxun kalıcılık süresi bünyeden bünyeye fark etmekle birlikte yaklaşık 3-6 aydır. Genellikle tavsiye edilen, tedavinin her 4-6 ayda bir tekrarlamasıdır.

Botox uygulamasının ardından bölgeye buz uygulanması olası şişlik veya rahatsızlıkları azaltır. Tedavinin tümü yaklaşık 10-15 dakika sürdüğünden normal yaşama hemen dönülebilir. Ancak yatma pozisyonuna geçmek için 4-6 saatin geçmesi beklenmelidir. Botoxun çevresindeki kaslara dağılmaması için Botox uygulanmış bölgenin ovuşturulmaması da gerekir.

Botox Neden Yapılır?

Botox yapılmasının temel amacı yüzde veya vücudun başka bir bölgesinde doğal olarak ortaya çıkan kırışıklıkların giderilmesidir. Botox; bu amaçla uygulanan tedavi yöntemlerinden sadece biridir ve mutlaka uzman bir doktor tarafından uygulanmalıdır.

Botoxun Yan Etkileri

Yetkili ve deneyimli kişiler tarafından yapıldığı sürece tehlikesi olmayan Botoxun toksin olması nedeniyle fazla dozda verilmesi durumunda veya uygulamanın yanlış bölgeye yapılması halinde “ptosis” adı verilen göz kapağı problemi ortaya çıkabilir ve hastanın birkaç hafta rahatsız olmasına sebep olur.

Görülebilecek diğer yan etkiler baş ağrısı, solunum yolu enfeksiyonları, nezle sendromu ve mide bulantısı gibi şikayetlerdir. Çok daha az görülmekle birlikte kaydedilen diğer yan etkiler de: yüzde ağrı, iğne bölgesinde kırmızılık, kas zayıflığıdır. Bu etkiler genellikle geçici ve çok az vakada da birkaç ay süreli gözlenmiştir.

Ne dozda kullanılıyor?

Botoxun güvenli bir tedavi yöntemi olduğunu belirten uzmanlar tedavide kullanılan dozlar için şu bilgileri veriyorlar: “Tıpta ve kozmetikte kullanılan ‘Botox’un imal edilmesi için ‘Clostridum Botulinum’ adı verilen bakteriler, laboratuarlarda saflaştırılıp, sulandırılarak, zararsız hale getiriliyor. Kozmetik tedavisinde kullanılan dozaj, yaklaşık 50 ünite olup, bu doz tamamen güvenlidir. Ağır kas sorunları yaşayan hastalar için ise 1.000 üniteye kadar enjeksiyon yapılabilir. Yüksek doz nedeni ile zehirlenme sonucu hayati bir tehlikenin ortaya çıkabilmesi için 25-30 şişe veya 2500-3000 ünitelik doz kullanımı söz konusudur.”

Alıntı : Dilek TİHAN

Şampuan kullanımıyla ilgili yanlış bilinenler

26 Tem

Şampuanlar hakkında en çok bilinen yanlış bol köpüğün saçları daha temiz hale getirdiğidir. Doğru mu? Tam olarak değil. Saçlarınız köpürdükçe temizlendiğini düşündüğünüz için bu sizde rahatlatıcı etki yapabilir. Köpük şampuanda bulunan moleküllerin havayla etkileşimi sonucu oluşan minik kabarcıklardır. Saçlarınızı temizleyen şampuandaki kimyasaldır köpük biraz da işin hilesidir.

“Saçlarınızın daha çok uzamasını sağlayama özelliği doğru mu?” Kısmen doğru.. Saçlarınızı sıkça boyatıyor, jöle ve sprey kullanıp, sık sık şampuanla yıkıyorsanız böyle bir bakım yapmak yararlı olabilir. Ancak haftada bir defadan fazla kullanmayın. Saçlarınızı ve saç derinizi zararlı diğer kozmetiklerden arındırıcı ürünler, üst derinizi koruyarak saçlarınızın sağlıklı büyümesini sağlar.

“Saçları her gün yıkamak sağlıklı ve güvenlidir.” Eğer yağlı bir saça sahipseniz her gün sabunlamanız iyi olabilir. Ancak yağlı saçlarda bile panthenol, shea yağı içeren, nemlendirici özellikli hassas formüllerle sunulan şampuanlar tercih edilmeli. Kuru ve kabarık saçlı kişilerin ise daha dikkatli olup saçlarını iki günde bir yıkamaları doğru olur. Ne tür bir saça sahip olduğunuzu belirleyin ve saçınıza zarar veren şampuanlardan uzak durun. Besleyici ve nemlendirici özellikli şampuanları seçin.

“İyi bir sonuç için şampuandan sonra saç kremi gibi düzeltici ürünler kullanın.” Bu da yanlış. Kimyagerler her şişenin içine çok fazla şey ekliyor. Şampuanınız bile saçlarınızda biriken saç kremi ya da nemlendiricileri temizleyemez. Koruyucu ve su içeren düzleştirici ürünleri kullanın. Eğer saçlarınız çok yağlıysa kulaklarınızdan itibaren aşağı kadar ince bir tabaka halinde uygulayın.

“Saçlarınız bir süre sonra kullandığınız şampuana alışır. Neden yeni çıkan bir markayı denemeyesiniz?” Bu da yanlış. Saçlar ölür yani hiçbir şeye alışmaz. Ancak bu süreçte yeni formülün saçlarınızı nasıl etkilediğini gözlemleyebilirsiniz. Yani şampuanınızı seviyorsanız, değiştirmek için neden yok.

Saç nasıl yıkanmalı?

Saç yıkamasında kullanılacak doğru yöntemler saçın parlaklığını arttırıyor. Daha güzel ve sağlıklı saçlara ulaşmak için uzmanlar, saç yıkama işlemiyle ilgili şu tavsiyelerde bulunuyor. “Saçın güzel olması için öncelikle temiz olması şarttır. Şampuanınızın etkisini ve genel saç hijyeninizi artırmak için, fırçalarınızı sık sık sabun ve sıcak suyla temizleyin. Şampuan öncesi saçınızı kir ve tozdan arındırmak için fırçalayın. Şampuanınız daha etkili olacaktır. Krem işlemini uygularken, kullandığımız saç kremi herhangi bir bakım özelliği taşımıyorsa saç derisine temas etmeyecek şekilde sadece uç kısımlara uygulayın ve bol suyla durulayın. Saç derisinin asit seviyesi ciltten daha fazladır. Bu nedenle bazik özellikli sabun, saç için kesinlikle tavsiye edilmez. Saç tellerinin kurumasına ve canlı hücrelerin tellerden ayrılmasına neden olur. Şampuanın köpürme oranı, içeriğindeki köpürtücü maddelere ve kullanılan suyun sıcaklığına bağlıdır. Ayrıca saç ne kadar kirliyse, şampuan o kadar az köpürür. Su ne kadar sert ve kireçliyse, o kadar fazla şampuan kullanmak gerekir. Kısaca köpürme, şampuanın çok fazla temizlediği anlamına gelmez.

Yanlış fırçalama ve yıkama saçların kırılmasına sebep oluyor

Kafa derisi ve saçlar kötü kullanılmaya oldukça dayanıklı olmasına rağmen fazla veya yanlış yapılmış permadan, boyadan, renk açıcılardan veya masajdan zarar görebiliyor. Saçın dayanabildiği “güzelleşme” miktarı kişiden kişiye değişiyor. Promed Genel Koordinatörü Reyhan Hacıeyüpoğlu Yüksel, doğru saç bakımının püf noktalarını anlattı. Yüksel, yanlış fırçalama, yanlış yıkama ve düzensiz saç kesimi gibi kötü bakımın saçların kırılmasına sebep olduğunu söylüyor. Saçlarınızın uzun ömürlü olması için, doğru bakım ürünlerini seçin, yıkarken nazik davranın, tahta fırça kullanın, uyurken bile saçlar kırıldığı için saçları yukarı doğru toplayın.

Uzun saçların etkilendiği en büyük problem saç uçlarının kırılması. Bu kırıklar saç uçlarında ayrılma, koparak saçın kısa kalması ve genel anlamda saç sağlığının bozulması gibi etkileri de beraberinde getiriyor. Sabah uyandığınız andan tekrar yattığınız ana kadar ve hatta uyurken bile saçların kırılmasına sebep olan etkenler vardır. Genellikle bu etkenlerden ilki ve en sık rastlanılanı (yanlış fırçalama, yanlış yıkama, düzensiz saç kesimi gibi) kötü bakım.

Basit bazı bakım tekniğiyle ve doğru ürünler kullanarak, uzun, gür, ışıltılı ve sağlıklı saçlara sahip olabilirsiniz.

Uyandığınızda parmaklarınız yardımıyla saçınızdaki karışıklıkları ve varsa düğümleri saçı zorlamadan açın. Öne eğilin ve saçınızın öne doğru dökülmesini sağlayın. Kullandığınız fırçaların mutlaka tahtadan, doğal ve yumuşak bir fırça olmasına özen gösterin. Fırça yardımıyla saçı önce üstten, kökten uca doğru, fırçalayarak saçınızı havalandırın; sonra da iç taraftan fırçalayın. Daha sonra doğrularak aynı işlemi tekrarlayın. Fırçaladığınız tutamlardan elinizi geçirerek statik elektriği alın. Beş kere ile başlayarak ve rahat bir rutine oturtuncaya kadar her hafta saçınızı taradığınız fırça darbesi adedini artırın. Saçınız fırçalanma miktarı arttıkça yağlanmaya başlarsa fırçalama sayısını azaltın. Saçınızı sadece kuruyken fırçalayın. Saçın en zayıf olduğu zaman ıslak olduğu zamandır. Bu nedenle ıslakken fırçalamak saça zarar verebilir. Mümkünse saç kuruyken bile fırçalamadan önce tarayın.

Saçların yıkanması sırasında da dikkatli olmak gerekiyor. Saçı ıslatıp şampuan sürmeden önce bir kat saç kremi sürmek saçların yıpranmasını önleyebilir. Saç kremi uygularken kıstasınız hep kulak hizasının altı olsun, asla kremi saç diplerine sürmeyin. Kremi mümkün olduğunca az kullanın. Fazla krem çoğunlukla kırılmayla sonuçlanır ve saçın bazı katmanlarının zedelenmesine neden olur. Kremden sonra normal şampuanla yıkama yapılabilir, burada da “Saçınıza karşı nazik davranın.

Şampuan alırken saçın doğal yağ ve özelliklerini zedelemeyecek yumuşaklıkta şampuanları tercih etmek gerekiyor. Saç diplerine şampuanla masaj yapmak kan dolaşımını artırarak beslenmesini sağlıyor. Saç kurutma makinesi yerine mümkünse daima açık havada kurutulması saçların sağlıklı kalmasını sağlıyor. Uyuma pozisyonunuz bile saç sağlığınızı etkiler. Huzursuz uyuyanlar uyku sırasında saçlarını bol bol kırar. Uykuda huzursuzsanız saça zararı azaltmak için saten yastık kılıfı deneyin. Yatarken saçı yukarı doğru; ama sıkı olmadan toplamak da iyidir. Ancak saçı toplarken mutlaka kumaş kaplı lastikler kullanmaya özen gösterin.

Şampuanınız neler içerir?

Su
Şampuanların içerdiği su diğer içeriklerin sıvı olarak akışkanlığını sağlar. Şişenin % 80’i sudur.

Ammonium Lauryl Sulfate /Ammonium Laureth Sulfate / Sodium Lauryl Sulfate
Bu aktif maddeler deterjanın kimyasal söylemidir. Tüm temizliği yapan kaslardır.

Cocamide DEA, MEA, or TEA / Cocamidopropyl Betaine

Bu yumuşatıcı bileşenler şampuanın köpürmesini sağlar. Nemlendirici ve inceltici formül şampuanın daha kolay dökülmesini sağlar.

Sodium Citrate (SC)

Bu kimyasal şampuanın saçlarınızı yıkarken pH seviyesini korumasını sağlar. Yağlı ve kirli saçların daha parlak ve yumuşak olmasını sağlar.

Glikol Distearate/Stearate

Saçlarınızdaki dalgaları bir masör gibi yumuşatır ve saçlarınızın daha güzel görünmenizi sağlar. Saçlara parlaklık veren bu formül, şampuanın şişeden daha iyi dökülmesini de sağlar.

Polyquaternium/Quaternium
Bu yumuşatıcı bileşen fabrikalarda kumaşı yumuşatan kimyasallar gibi işlev görür. Saçı kalınlaştırır ve düzeltir.

Dimethicone/Cyclomethicone
Silikon yağlar deriyi kaplar, saç köklerini kalınlaştırır, saçın elektriklenmesini önler ve parlak görünmesini sağlar. Eğer saçlarınız kıvırcık, yıpranmışsa şampuanınızın bu bileşeni içerdiğinden emin olun.

Panthenol
B vitaminin bir formu olan panthenol, saç telini içerden ve dışardan güçlendirici olarak görev yapar. Saç köklerini güçlendirir ve saça parlaklık kazandırır.

Cetyl/Oleyl/Stearyl Alcohol

Bu sözcüklere bakarak kurutucu, kötü olarak algılamayın. Sulandırılmış alkol şampuanın saçın yüzeyindeki yağları arındırır. Sonuç kolayca açılan saçlardır..

Fındık, Ceviz Yağları /Shea Yağı

Bu doğal içerik doğal nemlendiricilerdir.. Saçı ve saç köklerini rahatlatır, nemlendirir ve korur.

Ascorbic Acid/Citric Acid

C vitaminden elde edilen doğal asitler saç derisini yumuşatır ve saça parlaklık verir.

Octyl Salicylate/PABA

Saçınızı ve saç derinizi güneşten koruyan bu bileşen saç renginizi uzun süre korur.r.

Neden kuaför şampuanları daha iyi hissettirir?

Salonlarda saçlarını yıkatanlar bilir, bir nevi orgazm rahatlaması hissedilir. Bu sürpriz değil aslında. Saç deriniz hassas ve rahatlatan dokunuşlara çabuk tepki verir. Şampuanlama sırasında başkasının dokunuşları masaj etkisi yapar ve saç derinizdeki kan akışını hızlandırır, sizi rahatlatır. Ancak bilimsel bir sonuç şu ki; saç derinize masaj uygulandığında buradaki sinirler beyninize rahatlama sinyalleri gönderir. Sonuç olarak rahatlamış ve iyi hissediyor olursunuz.

Kimyasal şampuanlar yerine doğal şampuanları denediniz mi? İlerleyen günlerde sizlere bu konuda da bilgi vereceğim.