Tag Archives: c

Botox

26 Tem

Botox Nedir?

Kırışıklıklar, aynı ifadenin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle cilde kazınmış olan çizgilerdir. Kırışıklıklara “ifade çizgileri” veya şekilleri nedeniyle “kaz ayakları” da denir. Kırışıklıkların nedeni cilt altındaki kasların kasılmasıdır.

Botox “clostridium botulinum ” adı verilen bir bakteriden elde edilen arıtılmış bir protein toksinidir. Zararsız olmasının nedeni çok ufak dozlarda kullanılması ve vücuda dağılmamasıdır. Bu protein kullanıldığı bölgedeki kasların rahatlamasını sağlayarak belli bir süre için cildin gerginleşmesini ve dolayısıyla gençleşmesini sağlar.

Gülme, kızma, şaşırma, gözleri kısma gibi hareketler sonucu yüzümüzdeki mimik kasları hareket eder ve buna bağlı olarak üzerindeki ciltte de kırışıklıklar oluşur. Yıllar içinde bu hareketlerin tekrarlanması sonucu ciltte oluşan kırışıklıklar kalıcı hale gelir. Kişinin mimiklerini kullanma alışkanlığı, güneşe maruz kalma süresi, cilt ve kas yapısı, yaş ve cinsiyetine göre bu kırışıklıklar da değişik derecelerde olur.

Kırışıklıklar, aynı ifadenin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle cilde kazınmış olan çizgilerdir. Kırışıklıklara “ifade çizgileri” veya şekilleri nedeniyle “kaz ayakları” da denir. Kırışıklıkların nedeni cilt altındaki kasların kasılmasıdır.

İşte bütün bu cilt kırışıklıklarını önlemek için kullanılan tekniklerden birisi de botoxdur. Botox “clostridium botulinum ” adı verilen bir bakteriden elde edilen arıtılmış bir protein toksinidir. Zararsız olmasının nedeni çok ufak dozlarda kullanılması ve vücuda dağılmamasıdır. Bu protein kullanıldığı bölgedeki kasların rahatlamasını sağlayarak belli bir süre için cildin gerginleşmesini ve dolayısıyla gençleşmesini sağlar.

Botox Ne Değildir?

Botoks bir mucize değildir. Yüzünüzde kalıcı olarak hiçbir değişiklik yapmayacaktır. Ayrıca sizi 20 yıl önceki

görünümünüze de kavuşturmayacaktır. Botoks uygulamaları sadece yüzünüzün belli bölgelerindeki kırışıklıklarda düzelme sağlar.

Botox Nasıl Yapılır?

Minik cerrahi iğneler aracılığıyla Botox yüzün sorunlu bölgesinde cilt altına çok ufak dozlarla zerk edilir. Bu sayede kasılmış olan kaslar rahatlamaya başlar. Botox uygulandıktan yaklaşık üç hafta kadar sonra en yüksek verime ulaşır. Botoxun kalıcılık süresi bünyeden bünyeye fark etmekle birlikte yaklaşık 3-6 aydır. Genellikle tavsiye edilen, tedavinin her 4-6 ayda bir tekrarlamasıdır.

Botox uygulamasının ardından bölgeye buz uygulanması olası şişlik veya rahatsızlıkları azaltır. Tedavinin tümü yaklaşık 10-15 dakika sürdüğünden normal yaşama hemen dönülebilir. Ancak yatma pozisyonuna geçmek için 4-6 saatin geçmesi beklenmelidir. Botoxun çevresindeki kaslara dağılmaması için Botox uygulanmış bölgenin ovuşturulmaması da gerekir.

Botox Neden Yapılır?

Botox yapılmasının temel amacı yüzde veya vücudun başka bir bölgesinde doğal olarak ortaya çıkan kırışıklıkların giderilmesidir. Botox; bu amaçla uygulanan tedavi yöntemlerinden sadece biridir ve mutlaka uzman bir doktor tarafından uygulanmalıdır.

Botoxun Yan Etkileri

Yetkili ve deneyimli kişiler tarafından yapıldığı sürece tehlikesi olmayan Botoxun toksin olması nedeniyle fazla dozda verilmesi durumunda veya uygulamanın yanlış bölgeye yapılması halinde “ptosis” adı verilen göz kapağı problemi ortaya çıkabilir ve hastanın birkaç hafta rahatsız olmasına sebep olur.

Görülebilecek diğer yan etkiler baş ağrısı, solunum yolu enfeksiyonları, nezle sendromu ve mide bulantısı gibi şikayetlerdir. Çok daha az görülmekle birlikte kaydedilen diğer yan etkiler de: yüzde ağrı, iğne bölgesinde kırmızılık, kas zayıflığıdır. Bu etkiler genellikle geçici ve çok az vakada da birkaç ay süreli gözlenmiştir.

Ne dozda kullanılıyor?

Botoxun güvenli bir tedavi yöntemi olduğunu belirten uzmanlar tedavide kullanılan dozlar için şu bilgileri veriyorlar: “Tıpta ve kozmetikte kullanılan ‘Botox’un imal edilmesi için ‘Clostridum Botulinum’ adı verilen bakteriler, laboratuarlarda saflaştırılıp, sulandırılarak, zararsız hale getiriliyor. Kozmetik tedavisinde kullanılan dozaj, yaklaşık 50 ünite olup, bu doz tamamen güvenlidir. Ağır kas sorunları yaşayan hastalar için ise 1.000 üniteye kadar enjeksiyon yapılabilir. Yüksek doz nedeni ile zehirlenme sonucu hayati bir tehlikenin ortaya çıkabilmesi için 25-30 şişe veya 2500-3000 ünitelik doz kullanımı söz konusudur.”

Alıntı : Dilek TİHAN

Antioksidanlarla Güçlenin…

5 Tem

Savunma sisteminizi güçlendirmek için vücudunuza gıdalar aracılığıyla mutlaka antioksidan takviyesi yapmanız gerekiyor…

Antioksidanlar vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi vücuda gıdalarla da alınabilmektedir. Antioksidan alımı sadece hastalıklardan korunmamızı sağlamakla kalmaz, erken yaşlanmayı da önler. Etkin rol oynayan antioksidanları şöyle sıralayabiliriz…

Beta karoten: Vücutta A vitaminine dönüşür, bağışıklık sistemini güçlendirir. Böylece yaşlanmayı geciktirir ve cildi güzelleştirir. Turuncu, kırmızı, yeşil sebze ve meyveler bol miktarda beta karoten içerir.

C vitamini: Bağışıklık sistemini güçlendirir, doku yapımında ve onarımında rol alır, kansere ve kalp damar hastalıklarına karşı korur. Limon, kivi, portakal, çilek, greyfurt, kırmızıbiber, dolmalık biber, enginar, brokoli, fasulye, maydanoz, kuşburnu ve ahudududa bol miktarda bulunur.
E vitamini:
Bağışıklık sistemini güçlendirir, kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur, cilt sağlığında etkilidir, dolaşımı düzenleyici etkisi vardır. Doymamış bitkisel yağlarda, fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişlerde, bezelye, fasulye ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.
Çinko:
Hücre yenilenmesinde rolü olduğu için cilt güzelliğinde, saçın kuvvetlenmesinde, regl dönemi ağrılarının hafiflemesinde, yaraların daha hızlı iyileşmesinde, gribal algınlıklarda etkilidir. Peynir, sığır eti, kuru fasulye, yumurta, mısır, brüksellahanası ve brokolide bulunur.
Selenyum Yaşlanma etkilerini azaltır:
Vücudu kansere karşı koruyucu etkide bulunur. Deniz ürünleri, fındık, ceviz ve mantar en temel kaynaklarıdır.
Koenzim Q10: Yaşlanmanın etkilerini azaltıcı rol üstlenir, cilt ve saç sağlığı yönünde de olumlu etkilerde bulunur. Kardiyovasküler rahatsızlıklar, şeker hastalığı, Alzheimer ve yüksek tansiyona karşı faydalıdır. Et, balık, yumurta, brokoli, patates, soya, buğday, pirinç, darı, fasulye, fındık gibi besinlerde bulunur.
Flavonoidler (Bitkisel pigmentler):
Kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterirler. Bağışıklık sisteminin dayanıklılığını artırırlar. Kan damarlarını korur, C vitamininin gücünü artırırlar. Soğan, elma, kayısı, armut, çilek, ahududu, pırasa, domates, lahana, brokoli, ıspanak, maydanoz, böğürtlen, vişne, kiraz, erik, siyah üzüm, turunçgiller ve yeşil çay en yaygın kaynaklarıdır.


ALINTI: Taylan KÜMELİ