Tag Archives: regl

Regl (Adet) Ağrılarının Doğal Tedavisi

27 Kas

REGL Nedir?

Rahim iç yüzeyinde her ay dölenmiş yumurtanın ( gebeliğin ), gelip yapışmasına ve buradan beslenmesi için damarlanmasını sağlayacak bir tabaka oluşur ve eğer döllenme yoksa bu duvar görevini tamamlayıp yerini alttan gelen yeni dokuya bırakarak dökülür, rahimden dolayısıyla vücuttan dışarıya atılır. Her ay bu işlem aynı şekilde tekrarlanır biz bu sürece menstürel siklus – adet düzeni, işlevini yitirerek yerini yeni oluşan yapıya bırakıp dışarıya atılan bu dokuya da adet kanı, mentürasyon kanaması diyoruz.

Her insanın vücudundaki her düzenin birbirinden farklı olduğu gibi adet düzeni de kişiden kişiye göre farklılık gösterir.

Yılardan beri yapılan çalışmalar ve elde edilen veriler sonucunda ;

  • İdeal sürenin 28 ± 7 gün olduğu yani bir kanamanın ilk gününden, sonraki kanamanın ilk gününe kadar geçen sürenin en az 21 en fazla 35 gün olmasını normal kabul etmekteyiz.
  • Ortalama menstürel kanama süresi de 5 ± 3 gün olarak kabul edilmektedir. Yani en az 2 gün, en fazla 8 gün süren adet kanaması normal sınırlar içindedir.

Kanamanın miktarı da önemlidir, bir adet kanması boyunca kaybedilen kan miktarı ortalama 40 ml olup, en fazlası 80 ml en azı 20 ml dir. (Basitce üç ile beş pet normal kabul edilmektedir)

Bunların dışındaki kanamaları normal dışı kabul etmekteyiz ve bu anormal kanama dediğimiz kanamalar Okumaya devam et

Reklamlar

Adaçayı ve Faydası

25 Kas

Latince Adı: Salvia officinalisadacayi

Familya: Lamiaceae

Diğer İsimleri: Elmaotu, dişotu, meryemiye

Genel özellikleri:

Ballıbabagiller familyasındandır. Dünyada sıcak ve ılıman bölgelerde yetişen 450 kadar adaçayı türü vardır. Ülkemizin Batı ve Güneybatı bölgelerinde bunlardan bazıları yetişmektedir. 30-75 cm. arasında boylanabilen adaçayı türleri, kışın yapraklarını dökmeyen, dayanıklı otsu ya da çalımsı bitkilerdir. Kare kesitli tüylü gövdesi, bitkinin ikinci yılında odunsulaşır. Genellikle yakıcı kokuşu olan gri-yeşil yaprakları, bazı türlerde alacalı, hatta kırmızı ve mor renklerde olur. Çift dudaklı, derin hazneli çiçekleri genelde mor-mavi renkli iken, seyrek olarak beyaz ya da pembe renkli çiçek açan türleri de görülür. Bitkinin minik tohumları koyu kahverengi ve yumurta biçimlidir. Genelde tohumuyla kendiliğinden çoğalan adaçayı bitkisi, istenirse gövde çelikleriyle de üretilebilir.
Konumuzu en çok ilgilendiren Tıbbi adaçayı (S. officinalis) türünün anayurdu Akdeniz havzasıdır. Bu türün yapraklarında, oleum salisae adı verilen uçucu yağ, B vitamini ve tanen ile birtakım acı maddeler bulunur. Bu Okumaya devam et

Doğal Güneş yağımız : SUSAM YAĞI

31 Tem

Vitamin, mineral, antioksidan bakımından zengin susam yağı yaz aylarında hem cildiniz nemlendiriyor, hem de, denizde doğal güneş yağınız olabilir…

Susam yağı taşıdığı doğal lesitin, antioksidan maddelerin ve yağa eklenen uçucu yağların ciltten kolayca ve derinlere kadar emilmesini sağlar. Böylece cildin yaşlanmasını engeller, kalıcı bir nem oluşturur.

Tohumlar preslenerek eldilir. (Soğuk sıkım olmasına dikkat edilmelidir.)

Etken maddeleri
Okumaya devam et

Çörek otu Yağı ve Faydası

30 Tem

Hücre yeniliyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, anne sütünü artırıyor, cildi nemlendiriyor, doğal yolla beyaz saçları siyahlaştırıyor. Çörekotu yağının marifetleri saymakla bitmiyor…

Çörekotu yağı, tohumlarının preslenmesi ile elde edilir. Tohumlarında hem uçucu yağ, hem de sabit yağ vardır. Sabit yağ oranı % 28 – 35 arasındadır. Soğuk pres olanı kıymetlidir.

Zengin yağ asitleri ve mineraller içeriyor

v Etken madde olarak; E vitamini ihtiva eder. Oleik asit, Omega3, Omega6 doymuş yağ asitlerini içerir.

v Çörekotu yağında timohidrokinon bileşiğinin bulunması, antihistaminik aktivite göstermesini sağlar.

v İçerdiği mineraller; selenyum, çinko, demir, bakır ve kalsiyumdur.

Selenyum bağışıklık sisteminin tüm parçaları üzerinde glutatyon peroksidaz adlı antioksidan enziminin işleyişinde rol üstlenerek etki eder.

Demir eksikliği bağışıklık sisteminde işlev bozukluğuna yol açar. Özellikle çocuklarda, adet dönemindeki kadınlarda ve aspirin ya da gastrointestinal kanamaya yol açabilecek ilaçları kullananlarda görülür.

Çinkonun pek çok bağışıklık sistemi reaksiyonunda hayati bir rolü vardır.

Çöreotu yağının türleri

Nigallae damescana türü, içerisinde bulunan damescein’den dolayı uyuşturucu etkiye sahiptir. Nigellae sativa türü etken madde açısından daha üstün. Tüm bu etkilerden emin olmak için türü hakkında bilgi veren ürünler tercih edilmelidir.

Çörekotu yağının vücuda etkileri

Dahilen;

v Besleyici ve dengeleyici.

v İdrar ve süt arttırıcı.

v İştah açıcı, adet söktürücü.

v Astım, şeker ve romatizma tedavisinde destek.

v Grip döneminde bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun dirençli olmasını sağlar.

v Hemoroide faydalıdır.

v İçerdiği minerallerden dolayı gelişme çağındaki kız çocukları ve menepoz dönemindeki kadınların kullanmasında fayda vardır.

Haricen;

v Hassas, zarif ciltler için nemlendirici.

v Saçı besleyip dökülmesini önler.

v Beyazlamış koyu renkli saçların, tekrar kendi renginde çıkmasını sağlar.( ort. 6 ayda )

v Saç dökülmesi ve kepeğe karşı saç diplerine friksiyon şeklinde uygulanır.

v Egzama, kuru cilt ve saç masajı için kullanılır.

Beyazlamış saçlar için formül:

Önce saçlar doğal bitkisel yağlı saf sabunla yıkanır, durulanır, ardından beyaz saçlı bölgelere çörekotu yağı ile masaj yapılıp saça bir havlu sarılır ve 15 dakika kadar bekletildikten sonra saçlar tekrar sabunla yıkanıp durulanır.

Bu uygulamaya ortalama altı ay haftada iki veya üç defa devam edilir. Saç dökülmesini de önlemeye yardımcı olur…

Doğal Tedavi Evi

Isırganotu ve Faydası

28 Tem

Isırgan Otu (Urtica diocia / urens)

Kökünden başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir bitkidir. Eski çağlarda da büyük bir saygınlığa sahipti. Albrecht Dürer 1471 – 1528 bir tablosunda, elinde ısırganotu olan bir meleğin Allah katına uçusunu canlandırmıstı. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir yazısında, yakıcı özelliği sayesinde (Tüylerde bulunan histamin ve asetilkolin) korunmamış olsaydı, bitkinin kökünün çoktan kurumuş olacağını belirtmişti. Eğer kendini koruyamamış olsaydı, haşarat ve hayvanlar onu çoktan yok etmişlerdi.

Büyük ısırgan otu (Urtica diocia L.), çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m’yi geçer, yapraklar koyu yesil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür.

Küçük ısırgan otu (Urtica Urens L.), bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar olabilir. Yapraklar açık yeşil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve harabeliklerde bol olarak görünür.Her iki türün de yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir. Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma yapar.

Dızlağan ve dikenli ısırgan isimleriyle de bilinir. Türkiye’ de  her iki tür de yetişir.

Egzema ve egzemaya eşlik eden baş ağrıları ısırgan otu çayı ile iyileştirileilirler. Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı da kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş ağrıları genellikle bir arada görülürler. Egzemalar genellikle dahili bir nedene dayandıklarından, onları içerden, kan temizleyici bitkilerle iyleştirmek gerekebilir. Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Böylece, pankreas üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için, ısırganotu çayı ile kandaki şeker düzeyi düşürülebilir. İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı ile iyileştirilebilirler. Aynı zamanda da dışkılama kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için özellikle önerilir. lkbaharda ve sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmak önemlidir. Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı yudumlanarak içilebilir. Bu tür çay kürlerinden sonra kişi kendini anlatılamayacak kadar iyi hissedebilir. Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü değildir. Ama duyarlı kişiler, ona biraz papatya veya nane ekleyerek, lezzetini ve kokusunu değiştirebilirler.

Isırganotu, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir.

Mikroplu hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek azalır. Işte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar. Safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık durumlarında da bitki çayı fayda sağlayacaktır. Ödemlerde, ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında, alyuvarlar eksikliğinde, anemi de yardımcı olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içebilirler. Bitki, soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur.

Taze ısırganotu yaprak ve kökünün kaynama suyuyla baş yıkanabilir  ve saçlar canlanarak, sık bir biçimde büyümeye başlarlar. Her tür saça özellikle iyi gelen ısırganotu tentürü herkes kullanabilir. Kafa derisi kepeksiz, saçlar sık, yumuşacık ve parlak! Damar tıkanıklıklarında da (baldırlarda), ısırganotu çok büyük yardımlar sağlar. Bu hastalığı çeken bazı kişiler, ağer zaman geçirmeden, ısırganotu kökü ayak banyoları yapacak olurlarsa, olası bir bacak empütasyonundan kurtulabilirler. Her tür kramp, nerden gelirse gelsin, kan dolaşımı bozukluğunun habercisi olabilir. Böyle durumlarda, bitkinin kaynama suyula masaj veya banyo yapmak fayda sağlayacaktır. Bu durum, koroner damarlarının daralması gibi özel durumlarda da geçerlidir. Belden yukarısı banyo küvetine doğru eğilir ve kaynatılmış bitkinin ılık suyuyla kalp bölgesine hafifçe masaj yapılır. Siyatik, lumbago ve kollarda, bacaklarda oluşan sinir iltihaplanmalarında, ağrılı bölgelere, yapraklı taze ısırganotu dalı hafifçe sürülür. Örneğin siyatikte, ayak ekleminden başlamak üzere, dıştan kalçaya kadar ve oradan da bacağın iç tarafından topuğa kadar yavaşca sürülür. Bu iki kere daha yenilenir ve son olarak, kalçadan başlayarak aşağı doğru inilir. Gerektiğinde daha başka bölgelere de aynı biçimde uygulanır. Isırganotunun sebep olduğu kaşıntıyı önlemek için, işlem sonunda o bölgeler pudralanır.

Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz). Isırganotu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir.

Kullanılan bitki ne kadar taze olursa, şifalı gücü de o kadar fazladır. Kış için bir miktar stok yapmayı da unutmayın ve kurutacağınız bu ısırganları mayıs ve haziran ayının güneşli günlerinde toplamaya dikkat edin. Kendi sağlığınız için bir şeyler yapabildiğinize sevinin! Ama ama en önemlisi sadece ihtiyacınız kadar bitki toplayın.

Şifası kök, sap ve yaprak ve çiçeğindedir. Bitki ne kadar taze olursa tedavi gücü o oranda fazladır. Kışın kullanımı için Mayıs ayında toplanıp, kurutulmalıdır. Tohumları ise Temmuz- Ağustos aylarında toplanıp, gölgede kurutulmalıdır.

Yaprak tüycüklerinin köklerinde bulunan histamin benzeri bir madde nedeni ile şiddetli kaşıntılara neden olur.

A-C vitamini ihtiva eder.


İçeriğinde demir ve bağırsak, karaciğer, pankreas ve safra kesesi salgılarını uyaran “sekretin ” isimli bir madde vardır.

Kanser den bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden koruyucu etkisi vardır.

Siyatik, lumbago ağrılarını giderir.1- 200gr’lık 6 tam ısırgan otu banyosu 6 ay boyunca yapılır.
(Ayak eklemlerinden başlamak üzere dıştan kalçaya kadar ve oradanda bacağın iç tarafından topuğa kadar yavaşça sürülür. Bu iki kez daha yinelenir ve son olarak kalçadan başlayarak kaba etten aşağıya doğru inilir. Gerektiğinde daha başka bölgelerde aynı biçimde uygulanabilir. Kaşıntıyı önlemek için o bölgeye pudra sürülür.)

Romatizma ve mafsal ağrılarında buralara uygulanırsa kan dolaşımını uyaracağından ağrıların giderilmesine yarcımcı olur. Yalnız bu işleme deri kızarınca hemen son vermek gerekir.

Kanı temizler, alyuvarları yeniler, kan yapıcıdır.Kan şekerini düşürür, ödemi giderir.

Bağırsak temizleyici, gaz gidericidir. İdrar söktürücü, idrar yolları hastalıkları ve iltihaplarında , (çayı veya kökleri kaynatılarak içilir.)

Bedeni güçlendirici ve uyarıcıdır. Vücudun savunma gücünü artırmak için ısırganın tohumları kullanılır.

Fazla aybaşılarda, adet düzensizliklerinde, kanlı basurda ,burun kanamalarında durdurucu özelliğe sahiptir. Şurubu kanı pıhtılaştırır.

Mide krapların da ve ülserinde, bağırsak ülserinde kullanılır. Karaciğer,safra kesesi, dalak akciğer hastalıklarında(yaprakları haşlanarak hazırlanır. Önleyici olarak da yıl boyunca günde 1 fincan içilir.)

Gut ve fistüllere iyi gelir.(Çayı)

Boğaz ağrılarında, göğsü yumuşatmada ve balgam söktürücü olarak kullanılır.(boğaz ağrılarında şurubu kullanılır.)

Şeker hastalığı ve bulantısında; 50gr. ısırgan yaprağı, 1litre suda haşlanır, süzülür ve bu çay her yemekten önce bir çay bardağı içilir.

Herhangi bir allerji rahatsızlığı olanlar (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içmelidir. Soğuk algınlığına karşı korur.

Tansiyon düşürücüdür.Zehirlenmelerde kullanılır.

Damar kireçlenmesi ve damarları açmada kökleri kullanılır. Baldırlardaki damar tıkanıklıklarında, ısırgan kökü ayak banyosu, kramplarda ısırganotu banyosu yapılır. Kroner damarların daralmasında banyonun yanısıra, kaynatılmış bitkinin ılık suyu ile kalp bölgesine hafifçe masaj yapılır.

Baş ağrılarında; 2.5 litre çay 1 güne yayılarak içilir. Prostat büyümesinde kökler kaynatılıp suyu içilir.

Ağız çevresi ve koltukaltı iltihaplarını giderir.Kullanımı (genel) 3-4 ölçek sekrencebin, maydanoz, veya kereviz suyu, ısırganotu karıştırılıp günde 1-2 fincan içilir.

Nasır ve tırnak mantarlarında çayı içilir. Ellerde bu çayla yıkanırsa güzelleştirir.

Egzama ve sivilcelerde şurubuna batırılan pamukla yıkanır, temizlenir, aynı zamanda çayı içilir.

Saçları canlandırır, dökülmesini önler, sıklaştırır, kepeği giderir. -Taze ısırgan ve kökü kaynatılarak suyuyla saçlar yıkanır. – Tenyür ile kafa derisine hergün masaj yapılır.

Kullanım Biçimleri:

Çay Hazırlamak:

Yaprak Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu, orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haşlanır, 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak yeni demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir. Kokusunu veya tadını rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave edebilirler.

Kök Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.

Tohum Çayı: Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, yemeklerden yarım saat önce soğutulmadan içilir.

Isırganotu tentürü İlkbaharda veya sonbaharda sökülen kökler bol suda iyice yıkanır, elden geldigince ince kıyılır ve bir sisenin bogazına kadar doldurulur. Köklerin üstüne çıkacak kadar 35-40 derece etil alkol eklenir, hergün çalkalanarak güneste 14 gün boyunca bekletilir ve süre sonunda bir tülbentten geçirilerek süzülür. Koyu renkli siselerde, serin bir yerde yıllarca saklanabilir.

El ve Ayak Banyoları: Iki avuç dolusu yıkanmıs kök, sap ve yaprak, 5 litre soguk suya konularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır. Banyı sırasında bitkiler suyun içinde kalabilir. Bu banyo suyu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere daha kullanılabilir.

Saç Yıkamak: 4-5 avuç taze veya kurutulmus yaprak, 5 litre suya koyulur, agır ateste kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök kullanıldıgında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmıs kök, 10-12 saat soguk suda bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür. Bu durumda, saç yıkamak için sodalı sabun gerekir.

Isırgan tohum yağı, Avrupa’da gençlik yağı olarak anılıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanı temizliyor, virüslere karşı güçlü etki gösteriyor…

Genel olarak dokusal dayanıklılığın korunması, yaşlanmanın geciktirilmesi, yeniden oluşumun güçlendirilmesi gibi, doğrudan bağışıklık sistemini ve direncini destekleyen maddeler içerir.

Bu genel etkinin açıklanması halen mümkün olmamıştır. Sebebi içeriğinin bilinmemesi değil, nadir rastlanan zenginliğidir.

Isırgan tohumlarının preslenmesi ile elde edilen ısırgan tohum yağının, soğuk sıkım olanı kıymetlidir. Dahilen kullanımlarda ekolojik ve soğuk sıkım olanı tercih edilmesi tavsiye edilir.

Granülünde %30’u aşan kaliteli protein, % 8,5 kadar yağ ve önemli miktarda oligo şekerler vardır.
Proteinler mevcut doku yapısının inşasında rol oynar.

Oligo şekerler arasıdan bulunan nötral polisakkaritler virüs ve patolojik dokunun bir hücreden diğerine geçişinde enzimleri baskılayarak, patolojik amillerin yayılmasını yavaşlatır.

Lektin ve izolektinler doğrudan virüs karşıtı etki gösterir.

Biyoflavonoidler iltihap oluşumunu baskılar.

Folik asit ve vitaminler kan yapımını destekler.

Lignanlar östrojen eksikliğini azaltır.

Seratonin türevi maddeler psişik dengeye faydalıdır.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Bütün bu önemli maddelerin ayrı ayrı etkileri halen incelenmekte, kullanılmasına neden olan bağışıklık sistemini güçlendirici, virüs ve bakteri enfeksiyonlarına karşı direnci arttırcı, iltihap giderici ( özellikle prostata etkili ) ve kan temizleyici ( toksinleri bertaraf edici ) etkilerinde bu maddelerin tek tek alımından ziyade kombinasyon halinde alınmasının yararlı olduğu kabul görmektedir.

Avrupa’da gençlik yağı ( jugendöl ) adı ile alınır.

Haricen günde 5 damla gibi çok az kullanılan çok değerli bir yağdır.

Yetişkinler için dahilen doz; günde 2 tatlı kaşığı, 6 yaşından küçükler için 1 tatlı kaşığıdır.

Bilinçli kullanılmalı ve ne için ve ne kadar zaman tüketildiğine dikkat edilmelidir.

Her şeyin fazlasında olduğu gibi, alerji ihtimali dikkate alınmalıdır.

Referanslar:

1-“Gesundheit aus der Apotheke Gottes” “Tanrı’nın Eczanesinden Saglık”, Maria Treben

2-Türkiye’de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

3-“Bir Yudum Sağlık”, N.Eröztürk, Anahtar yayınları, İstanbul,2000

4-“Maria Treben’s Heilerfolge”,”Maria Terben’in Tedavi Başarıları”, M.Treben,Çev.:Niyazi Eröztürk

Erik her derde Deva…

5 Tem

Uzmanlar, yeşilden sarıya, kırmızından mora kadar çeşitli renkte ve tatta olan eriğin birçok derde deva olduğunu belirtiyor.

Market, manav ve pazarlarda tezgahları süslemeye başlayan yeşil eriğin bol miktarda B vitamini içerdiğini ifade eden uzmanlar, Eriğin faydalarını aşağıdaki şekilde sıralamışlardır.

  • Kansızlığı giderir,
  • İştah açar ve hazmı kolaylaştırır.
  • Romatizma, mafsal kireçlenmesi ve nikriste faydalıdır.
  • Ateş düşürücü etkisi vardır,
  • Diş temizliğine de yardımcı olur.
  • Regl düzenleyici,
  • İdrar söktürücü ve terleticidir.
  • Tuzsuz rejim yapan ve romatizma rahatsızlığı olanlara iyi geldiği bilinmektedir.
  • Kalp ve böbrek hastalıklarına, karaciğer hastalıklarına karşı B vitamini ihtiva eden erik, bu özelliği sayesinde sinir sistemini takviye eder.
  • Çekirdekleri ise bağırsak solucanlarını düşürmekte kullanılır.

Türkiye’deki en tanınmış erik çeşitleri can eriği, papaz eriği, mürdüm eriği ve tatlı üryani eriği olarak biliniyor. Türkiye’nin hemen her yöresinde yetiştirilen erik, daha çok taze meyve olarak tüketildiği gibi komposto, hoşaf, şurup, pekmez, reçel, marmelat veya kurutularak saklanıyor.

İlkbaharda çıkan eriğin yeşil, kırmızı ve sarı meyvesi sonbahara kadar, kurutulmuşu da yıl boyunca tüketilebiliyor. Latince adı “Prunus domestica” olan erik, en eski yazılı belgelere göre 2000 yıldır biliniyor. Kafkasya ve Hazar Denizi çevresinden dünyaya yayıldığı sanılan eriğin erkenci döneminde çıkanına “can eriği”, yaz ortalarında olgunlaşanına “Japon ya da İtalyan eriği” deniyor. Ağustos’ta olgunlaşmaya başlayan “Avrupa eriği” ise Ekim ayına kadar yenebiliyor.