Tag Archives: Şifalı Bitkiler

Çörek otu ve Faydası

5 Kas

“ÇÖREK OTUNA KIYMET VERİN. ZİRA O ÖLÜMDEN BAŞKA HER DERDE ŞİFADIR

      

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) 14 asır önce şöyle buyurmuştu:

Şu kara tanede (çörek otu) ölümden başka her derde deva vardır.”

O zamanlardan günümüze kadar geçen asırlar boyunca, bu ufak taneli gıdada her hastalığa şifanın olabileceğine birçok kimse dudak bükmüştü. Maren FRANZ adlı bir Alman çörek otunun sağlığımız üzerindeki faydalarını araştırıp, bu konudaki yayınları bir araya getirdi.

Sonuçta: ”Tabiattan Gelen Şifa Kaynağı: ÇÖREKOTU” adıyla dilimize tercüme edilen 96 sayfalık bir kitap ortaya çıktı. Üstelik Peygamberimizin çörek otuyla ilgili hadisinin kendisini uyardığını ve bu sözü rehber alarak bu kitabı hazırlamaya giriştiğini önsözde belirterek…

Bizde bu yazımızda; Maren FRANS’ın kitabından yola çıkarak, ÇÖREK OTU’nun mucizevî tesirlerini tanıtmaya başlayalım.

Çörek otu niçin değerli?

Çörek otunun tohumunda doymamış yağ asidi, eterli yağ, vitaminler ve organizma için zaruri olan ve çok az miktarda tüketilmesi Okumaya devam et

Reklamlar

Shea Yağı ve Faydası

1 Ağu

Shea yağı hafif yeşilimsi, fil dişi renginde Shea ağacının meyvesinin doğal bir ekstresidir. Shea butter nemlendirici gibi kozmetiklerde sık kullanılan bir üründür.

Özellikleri:

  • Nemlendirir.
  • Antiinflamatuar özellikleri vardır.
  • Shea yağının yara izlerini, egzemaları, yanıkları, çeşitli döküntüleri, sivilceyi, kuru deriyi, cilt lekelrini, çatlakları,kırışıklıkları ve sedef hastalığında tahrişi azaltıcı özelliği vardır.
  • Shea yağı doğal bir güneşten koruyucudur. Koruyuculuk düzeyi değişebilmekle beraber SPF 3 civarındadır.
  • Shea yağı ciltte yağlı bir his bırakmadan kolaylıkla emilir.

Shea yağı son zamanlarda çıkan nemlendiriciler de bulunmaktadır. Ayrıca saç nemlendiricilerinde saçların elektriklenmesi ve kırılmasına engellemek amacı ile kullanılır.

DTE

Fitoterapi : Bitkilerle Tedavi

30 Tem

Fitoterapi, bitkilerin bilimsel temele dayalı akılcı bir yaklaşımla hastalıkların tedavisi veya önlenmesinde kullanımını anlamına gelmektedir.

Bitki ve Tedavi sözcüklerinden oluşan fitoterapi, terimi ilk kez, Fransız hekim Henri Leclerc (1870-1955) tarafından ‘La Presse Medical’ adlı dergide, 1939 yılında kullanılmış olsa da bitkilerin tedavide kullanılışı aslında insanlığın ortaya çıkışı ile başlar.

İlk insanlar, bitki ve hayvanları izleyerek tedavi yollarını bulmuşlar

Bitkilerle tedavi insanlığın yaratıldığı günden bu yana devam etmektedir. İnsanlar ortaya çıktıktan sonra kendilerinden önce var olan bitki ve hayvanları izleyerek tedavi yollarını deneme yanılma yolları ile bulmuşlardır. Anadolu’da insanlar çaresiz hastalıklara karşı Kaplumbağaları takip ederek onların yedikleri bitkileri kullanarak tedavi yollarını bulmuşlar. Tarih öncesi dönemde yazı olmadığı için sözlü aktarımlarla kuşaktan kuşağa geçmiştir. Bunlar yapılan kazılarla ortaya çıkmıştır. Araştırmacılar Güney Doğu Asya’daki kapalı toplumların yaşayışlarından ve iskelet kalıntılarından faydalanmışlarıdır. İnsanlar tarımı 8000 yıl önce buluyor. Göçebe hayattan yerleşik hayata geçişleri tarımı keşfetmeleri ile oluyor.‘Shanider 4 kazısı’nda M.Ö. 62000 yıl öncesine ait tohumlar bulunmuş ve halen Kuzey Irak’ta tıbbi amaçlı kullanılmaktadır. Alp dağlarında yapılan kazılarda 5300 yıl öncesine ait olan buz adam cesedin yanında kancalı kurt ve mantar Okumaya devam et

Terlemeye karşı Mersin suyu!

30 Tem

Her ne kadar hoş bir durum olmasa da terleme tüm sağlıklı insanlarda olması gereken vücudun su, tuz ve ısı dengesini sağlayan fizyolojik bir olay. Ancak yine de bunu önlemenin çaresi yok değil. Ama buna geçmeden önce biraz terleme hakkında bilgi verelim…

Terleme nedir?

Terleme tümüyle istemimiz dışında gelişen, metabolizmamızın doğal bir fonksiyonudur. Üstelik vücudumuz için iki önemli işlevi vardır; cildi nemlendirip, vücut ısısını sabitler ve vücudun boşaltım sistemine katkıda bulunur.

Ter aslında salgılandığında renksiz ve kokusuzdur. Fakat, bakteriler koltukaltı gibi sıcak ve nemli ortamlarda hızla çoğalarak bu salgının kötü kokmasına neden olur.

Neden terliyoruz?

Genellikle ortam sıcaklığının yükseldiği, dans, spor gibi fiziksel aktiviteler sırasında terleriz. Bu şekilde vücut ısımızı sabit tutmuş oluruz. Zaten bunun için vücuda yayılmış en az 2 milyon ter bezi görev yapmaktadır. Fiziksel aktiviteler dışında da heyecan, korku, utanma ve sıkılma gibi pek çok olay, fizyolojik bir neden olmadığı halde bizi terletir.

Vücut ısısı dış sıcaklıklar veya gerilim yüzünden artış gösterdiğinde kan dolaşımı hızlanır. Böylece, ter bezlerinin aktif hale geldiği vücudun üst kısmına doğru bir sıcaklık akımı başlar. Deri üzerinde oluşan ter bu durumda hemen buharlaşıp, deriyi soğutur. Bu sayede insan bir gün içinde kendini fazla yormadan iki litreye kadar su kaybeder. Terlemenin ikinci önemli fonksiyonu ise vücuttaki zehirli maddelerin dışarı atılmasıdır. Bu nedenle saunalara sık sık gidilmesi önerilir.

Aynı koşullarda terleme oranı kişiden kişiye göre de değişebilir. Ortalama olarak bir insan günde 0.5 ile 1 litre arası terler.

Terlemeye karşı neler yapılabilir?

Ter kokusu için çok çeşitli çözümler var. En önemlisi temiz olmak. Bunun yanı sıra da terlemenin yarattığı rahatsızlığı bir takım önlemler alarak en aza indirebilirsiniz;

  • Rahat ve hava alan kıyafetler giyin.
  • Özellikle pamuklu kıyafetleri tercih edin.
  • Vücut temizliğine özen gösterin. Özellikle koltuk altında oluşan istenmeyen tüyleri alarak kötü kokuyu büyük ölçüde önleyebilirsiniz.
  • Kahve, alkol ve yakıcı gıdalardan uzak durun.
  • Zeytin yapraklarından yapılan çay düzenli tüketildiğinde terlemeyi önlüyor. Temizlenip yıkanmış 1 yemek kaşığı dolusu zeytin yaprağını, 150ml. suda kısık ateşte  3-4  kaynatarak elde edeceğiniz çayı, sabah-akşam günde 2 kez tekrar ederek içebilirsiniz.
  • Saf mersin suyu da hem antiseptik etkiye sahip, hem de ter kokularına ve terlemeye karşı etkili doğal bir çözüm. Özellikle saf doğal zeytinyağlı defneli sabunla yıkandıktan sonra, bir parça pamuğa dökeceğiniz mersin suyu ile koltuk altlarınızı ve terden şikayet ettiğiniz diğer bölgelere sürebilirsiniz.
  • Gülsuyu’nun tonik etkisi var. Arzu edenler alternatif olarak saf gülsuyunu tercih edebilirler.

Aşırı terleme için özel formül:

  • 30cc jojoba yağı,
  • 3 damla limon çiçeği uçucu yağı,
  • 2 damla limonotu uçucu yağı,
  • 2 damla bergamut uçucu yağı, cam bir şişede karıştırılıp çalkalanır, banyodan sonra özellikle koltuk altı bölgesine haricen uygulanır. Uygulama temiz cilde yapılamalıdır.

Not: Uçucu yağlar saf doğal uçucu yağ olmalıdır. Sentetik kimyasal karışım uçucu yağları önermiyoruz.


Doğal Tedavi Evi

Mütkiş Şifalı Bitkiler…

30 Tem

Abdestbozan Otu: Gülgillerden, siyah ve yeşil boya çıkartılan bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetreye ulaşır. Mide rahatsızlıklarında kullanılır.

Acı Ağaç: Sedefotugillerden, 2-3 metre boyundaki bitkinin, ince kabuklarının üzerinde sarı benekler bulunur, çiçekleri kırmızıdır. Sıcak ülkelerde yetişir. Mide, bağırsak, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenlemede yardımcıdır.

Adam Otu: Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Ağrı kesici ve yatıştırıcı etkileri bulunur.

Ayı Üzümü: Fundagillerden, küçük taneler halinde kırmızı renkli yemişleri bulunan ve tüylü bitki, 1-3 metre yüksekliğindedir. Çiçekleri pembe salkımlar halindeki Ayı Üzümünün, ishal kesici, idrar yollarını temizleyici etkileri vardır.

Baldırı Kara: Eğreltiotugillerden, nemli yerlerde yetişen bitkinin yaprakları at yelesini andırır. Grip ve soğuk algınlığında rahatlatıcı etki yaratır.

Binbirdelik Otu: Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen, uzun ömürlü, otsu bir bitkidir. 30-80 santimetre boyunda, gövdesi dört köşeli bitkinin, yaprakları sapsız, çiçekleri parlak sarı renktedir. İdrar ve balgam söktürdüğü, iştah açtığı bilinir.

Bit Otu: 1-1.5 metre boyunda, tüylü bir meyvesi olan ve Mayıs-Haziran aylarında mavi-mor çiçekler açan bir bitkidir. Çok zehirli olduğundan dahilen kullanımı bugün terk edilmiştir. Önceleri tetanos, kuduz, sara gibi hastalıklarda yatıştırıcı olarak kullanılıyordu. Bugün bit, kene gibi vücut parazitlerini öldürmede kullanılır.

Çavdar Mahmuzu: Buğdaygillere ve özellikle çavdarların üzerinde asalak olarak yaşayan bir mantardır. Bitkiden kanamaları dindirmede yararlanılır.

Çoban Çantası: 30-40 santimetre boyunda, Mart ve Ekim ayları arasında beyaz çiçekleri olan otsu bir bitkidir. İdrar artırıcı, damarları daraltarak kanama dindirici ve kabız yapıcı etkisi bulunur.

Danabağırtan: Kışın yapraklarını dökmeyen, 50 santimetre boyunda, Mart-Eylül aylarında yeşilimsi beyaz çiçekler açan bir ottur. Bazı hayvan hastalıklarında, hayvanın derisi altına yerleştirilerek kullanılır.

Darifülfül: 4-6 santimetre koni biçiminde, açık esmer renkli, yakıcı ve keskin lezzetli olan meyveleri taze veya kurutulmuş halde baharat veya ilaç olarak kullanılır.

Deniz Kadayıfı: Yosuna benzer bir bitkidir. Denizlerde yetişen bitki, Atlantik Okyanusu sahillerinde bulunur.

Dövülmüş Avrat Otu : Bahar aylarında yeşilimsi çiçekler açan, kırmızı meyvelere sahip bir bitkidir. Kök ve gövdesi taze olarak veya yıkanıp kurutulduktan sonra toz haline getirilerek kullanılır. Kurutulmuş bitki müshil, kusturucu ve idrar söktürücü olarak bilinir. Taze bitkinin kullanımı tehlikelidir.

Dul Avrat Otu: 1 metre boyunda, yaz aylarında kırmızımsı çiçekler açan, büyük yapraklı bir bitkidir. Yapraklarından yapılan ilaçlar, romatizma ve nikris ağrılarını gidermede ve mide iltihaplarını iyileştirmede yardımcı olur.

Ebu Cehil Karpuzu: Bitki, kabakgillerdendir. Elma iriliğinde meyvesi bulunur. Zehirlidir ve 2 gramdan fazlası öldürebilir. Romatizma ağrılarını dindirir, kaşıntıları giderir.

Eşek Hıyarı: Haziran – Ağustos aylarında sarı renkli çiçekler açan, yol kenarlarında rastlanan bir bitkidir. Meyve ve köklerinden faydalanılır. Taze yapraklar basit yaralanmalarda kanamayı dindirir.

Farekulağı: Çuhaçiçeğigillerden, tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Güzel kokan çiçekli bitki, beyazımtırak erguvan rengindedir.

Geyikdili: 20-30 santimetre boylarında, otsu bir bitkidir. Çiçeksizdir. Kökleriyle yapraklarının idrar söktürücü, hafif ishal giderici ve yara iyileştirici etkileri vardır.

Güzelavrat Otu: Patlıcangillerden, kireçli topraklarda yetişen bitki, 180 santimetre boyundadır ve birkaç sene yaşayabilir. Meyveleri yuvarlak ve siyahtır. İçeriğindeki atropin zehirlidir. Kalbi yavaşlatan, tansiyonu yükselten etkisi vardır.

Havacıva Otu: 20-30 santimetre boyunda, Mayıs-Temmuz aylarında mavi çiçekler açan, kumlu topraklarda yetişen otsu bir bitkidir. Kökünde taşıdığı kırmızı boya maddesi, boyamada kullanılır.

Hüsnü Yusuf: 60 santimetre boyunda kırmızı çiçekli bir bitkidir. Çiçekleri toplanıp kurutularak, kullanılacağı zaman suyla kaynatılarak içilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde hanımlar bu bitkiden hazırlanan merhemleri renk vermesi için ciltlerine, özellikle yüzlerinde kullanırdı.

Kadın Tuzluğu: 2 metre boyunda, Mayıs-Haziran ayları arasında parlak sarı renkli, güzel kokulu çiçekler açan dikenli bir çalıdır. Kırmızı renkli meyveleri vardır. Olgun meyveleri ve kurutulmuş kökü kullanılır. Meyveler hoşaf ve reçel yapımında da tüketilir. Ateş düşürücü, arpacıklarda ise pansuman yapıcı olarak kullanılır.

Kısa Mahmut: 10-50 santimetre boyunda, yaz aylarında türüne göre değişik renkli çiçekler açan bir bitkidir. Acı lezzetiyle mideyi uyararak, iştah açar.

Köpek Dili: 20-90 santimetre uzunluğunda, ilkbahar sonunda kırmızı çiçekler açan bir ottur. Mikrop öldürücü özelliğiyle basit yaralar üzerine taze yapraklarıyla kompres yapılır.

Kuzukulağı: Haziran-Eylül aylarında küçük çiçekler açan, ortalama 50 santimetre yüksekliğinde bir bitkidir. Kurutulmuş kökleri ve yaprakları ilaç olarak, taze bitki ise salata malzemesi olarak tüketilir. Eski Mısır’dan beri yemek malzemesidir.

Loğusa Otu: Mayıs-Eylül aylarında, türüne göre değişik renkli çiçekler açan otsu bir bitkidir. Yaprakları genellikle kalp şeklindedir. Loğusa Otu’nun kurutulmuş kökleri toz haline getirildikten sonra, suda kaynatıp bal, pekmez veya şekerle tatlandırılarak ya da doğrudan bala konup macun haline getirilerek alınabilir.

Oğulotu: Haziran-Eylül aylarında çiçek açan, limon kokulu 60-70 santimetrelik otsu bir bitkidir. Çiçekleri beyaz veya sarımsıdır. Limona benzer kokusu ve lezzeti ile hazmı kolaylaştırıcıdır. Ayrıca uykusuzluk için yatmadan önce banyo suyuna 2 yemek kaşığı oğulotu yağı eklenerek yıkanmak faydalıdır.

Öküzgözü : Bileşikgillerden, çayır ve ormanlarda yetişen ve papatyayı andıran bir bitkidir.

Pelesenk Odunu: 10-15 metre boyunda, oval yapraklı bir ağaçtır. Pelesenk odunu mobilyacılıkta oldukça değerlidir. Pelesenk reçinesi ağrı kesici ve ateş düşürücü etki gösterir.

Peygamber Ağacı: 15 metreye kadar yükselebilen bu ağaçlar, mavi çiçeklidir. Terletici ve uyarıcı olması nedeniyle soğuk algınlığında kullanılır.

Sarısabır: Yaprakları dikenli bir ağaçtır. Kozmetik olarak da kullanılabilen Güneş yanığı ve egzamada iyileştirici etkisi bulunur.

Sinirliot: 20-30 santimetre yüksekliğinde, sulak yerleri seven ve Mayıs-Ekim aylarında türüne göre değişik renkli çiçekler açan otsu bitkidir. Taze yaprakları kanamaları durdurmada kullanılır.

Şeytanotu: 3 metreye kadar yükselebilen, büyük ve parçalı yapraklı, sarı çiçekleri olan otsu bir bitkidir. İran, Hindistan gibi ülkelerde baharat olarak bilinen bitki, iştah açıcı, hazmı kolaylaştırıcı ve sindirim sistemi gazlarını gidericidir.

Tavşan Memesi: Maki ormanlarında bulunan, kışın yapraklarını dökmeyen, 1 metre boyunda, nohut kadar kırmızı renkli meyveli ve çiçekler açan bir ağaççıktır. Acı lezzetiyle iştah açıcı, ayrıca idrar söktürücü ve ateş düşürücüdür.

Unutmabeni Çiçeği: Ballı baba familyasından, küçük yapraklı bir kır bitkisidir. Buna Aşkotu ve Güveyotu da denilir. İlkbaharda dallarının ucunda demetler halinde küçük pembe çiçekler açar. Dal uçları ve çiçek demetlerinin damıtılması ile elde edilen yağ, kozmetik sanayide yaygın olarak kullanılır. Çiçekleri ise sinirlilik hali, yarım baş ağrısı ve adet düzensizliklerinin tedavisinde yardımcıdır.

Venüssaçı: Rutubetli ve serin yerlerde, dere kenarlarında yetişen ve 20-40 santimetre yüksekliğinde otsu bir bitkidir. Öksürük kesici, balgam söktürücü ve göğsü yumuşatıcı özellikleri bulunur.

Yahudi Otu: 30-50 santimetre boyunda, yaz sonunda sonbahar mevsimine uzanan altın sarısı renkli çiçekli papatya ailesine ait bir bitkidir. İdrar söktürücüdür.

Yılan Yastığı: Baharda kötü kokulu, çok açık yeşil çiçekler açan, gölgeli ve serin yerleri seven, sonbaharda mısır koçanı gibi turuncu-kırmızı meyveler veren bir bitkidir. Taze yaprak ve kökler sivilcelerdeki cerahati toplamak için ve basit yaralarda pansuman yapıcı olarak kullanılır. Taze bitkiyi yemek, bulantı, kusma, ishal ve kalpte ritm bozukluklarıyla ölüme yol açan zehirlenmelere neden olabilir.

Yılancık: 15-80 santimetre boyunda, tüm yaprakları sık ve sert tüylü, koyu mor çiçekli bir bitkidir. Mikrop öldürücü etkisi nedeniyle yaralara sürülür.

Afrodizyak Bitkiler

9 Tem

Günümüzde artık bitkisel tedaviler çok rağbet görmeye başladı. Öyle ki neredeyse modern tıp’ın önüne geçecek. Tabi bitkisel tedaviler çoğalınca bitkisel tedavi uzmanları da (Herbalistler) çoğaldı. Cilt lekelerinden kelliğe, hemoroidden cinsel arzu uyandırmaya kadar bir çok sorunu çözebildiklerini söyleyen Herbalistler atalarımızdan kalma yöntemlerle tedavi yapıyorlar. Herbalist ve Fitoterapistimizin Cinsel arzuları canlandırmak ve insanlara daha sağlıklı,hareketli bir cinsel yaşam vaaden reçetesini şöyle sunuyor.

BİTKİ ÇAYLARI: Vücuttaki sıvıların akışını hızlandıran bitki çayları içilince, kan dolaşımı hızlanır tutkularda ve heyecanlarda artış olur. Enerji seviyesini de yükselten bitki çayları seks yaşamını canlandırır.

GİNSENG: Binlerce yıllardır Çin’de ilaç yapımında kullanılan ginseng; hormonal sistemi uyarır, erken yaşlanma sürecini yavaşlatır ve göz ardı edilemeyecek güçler verir.

REZENE: Bilinen en eski afrodizyaklardan olan rezeneden her gün bir parça alınması cinsel gücü artırır. Rezenenin tohumundan çay da yapılır.

LAVANTA: Salata ve yemek soslarına konan birkaç damla lavanta, seks hayatını güçlendirir.

KARANFİL TANESİ: Doğal afrodizyakların en güçlülerinden biri olan karanfil tanesi, yorgunluğa da iyi gelir

HAŞHAŞ TOHUMU: Cinsel performansı artırır

SAPARMA: İlk kez Latin Amerikalı yerliler tarafından kullanıldığı bilinen, saparma bitkisinden elde edilen karışımların içinde çeşitli hormonlar bulunuyor.

ROKA: Bolca demir ve C vitamini içeren roka, alyuvarlar için iyidir ve ayrıca, cinsel gücü de artırır.

MAYDANOZ: Yemeklere lezzet katan maydanoz, cinsel yaşama da lezzet katar.

KEKİK: Güçlü etkileri olan kekik, özellikle erkeklerde uyarıcıdır.

ARI SÜTÜ: Cinsel bezleri geliştiren arı sütünün etkileri kısa zamanda hissedilir.BAL: Mikroplara karşı dayanıklılık sağlayan bal, cinsel gücü artırır. Tarihte bal, seks açısından, insanlar tarafından çok farklı şekillerde kullanılmıştır. Örneğin, Polonyalılar ilişki öncesinde cinsel organlarına bal sürerlerdi.

LİMON: Yemeklerde kullanılan limon tuzu ve limon suyu, seks gücünün artması için olumlu etki yapar.

İSTİRİDYE: İçindeki çinko ile spermin çoğalmasına neden olan istiridye, cinsel isteği artırır.

HİNDİ: İstiridyeden daha fazla çinko ihtiva eden hindi, protein açısından zengindir ve cinsel isteği artırır.

KEREVİZ: İdrar sökücü özelliği olan kereviz, vücutta oksitlenmeyi önlemesinin yanı sıra kadınlarda adet öncesi şişkinliğin de önüne geçer.

ÇİKOLATA: İçinde magnezyum, fosfor ve kafein bulunduran çikolata, insanı mutlu eder, harekete geçirir ve güçlendirir.

FISTIK VE FINDIK: E vitamini içeren, insanı mutlu eden fıstık ile fındık, cinsel gücü artırır.

MUZ VE KABUĞU: İnsana kokusuyla bile mutluluk aşılayan muz, özellikle kabuğu ile pişirilirse cinsel gücü oldukça fazla artırır. (1999 da Posta Gazetesi’ndeki bir haber)

ÇİLEK: Cilt sorunları için en iyi meyvelerden biri olan çilek, güçlü bir afrodizyaktır.

İNCİR: Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarına çok iyi gelen incir, erkeklerin cinsel gücünü artıran çok güçlü bir afrodizyaktır.

ŞEFTALİ: A provitamini bakımından zengin olan şeftali, güçlü bir afrodizyaktır.

ARMUT: Çok az meyve asidi içeren ve organizmanın fazla suyunu alarak fazla yağları yok eden armut, güçlü bir afrodizyaktır.

MARUL: İçinde A, B, C, E vitaminleri, demir, kalsiyum, çinko, fosfor, iyot, sodyum gibi mineraller bulunan marul, az miktarda yenilirse cinsel gücü artırıyor. Ancak, fazla miktarda yenen marul da cinsel gücü azaltıyor ve uyku veriyor.

ANÇUEZ: Genellikle hamsi, bazen çaça, sardalya ya da tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı balık ezmesi olan ançuez, cinsel gücü artırır.

HAVYAR: Balık yumurtası olan havyarın besin değeri çok yüksektir ve güçlü bir afrodizyaktır.

DOMATES: İçinde bolca A, B, C ve K vitaminleri bulunan domates, cinsel gücü artırır
SALATALIK: Gözler için çok yararlı olan (özellikle şiş gözlerin iyileşmesinde) salatalık, cinsel gücü artırır.

SOĞAN: Güçlü antiseptik bir etkiye sahip olan soğan, cinsel gücü artırır.
ZENCEFİL: Yüzyıllardır duyguları harekete geçirmek için hazırlanan içkilerin karışımında kullanılan zencefil, insanı daha ateşli yapar. (Kanı sulandıran ilaç kullananların dikkatli olmaları gerekiyor. Ayrıca, fazla tüketildiğinde de bağırsakları rahatsız eder.)
ŞARAP: Güçlü bir antioksidan olan (sağlıklı dokuları ve hücreleri koruyucu maddeler içeren) şarap, az içilirse kalbe çok faydalıdır ve aynı zamanda güçlü bir afrodizyaktır.

ÇADIRUŞAĞI OTU: Yalnızca Asya’da yetişen ve çok kötü kokan çadıruşağı otundan elde edilen karışım, Asya’da uyarıcı olarak kullanılır.

VANİLYA: Merkezi sinir sistemine etki ederek kokusuyla karşı cinsi harekete geçirir.

POLEN: Son yıllarda afrodizyak olarak kullanılan polenin yapısında, belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonları bulunur.

YOHOMBİN: Afrika’da yetişen bir ağacın kabuklarından elde edilen yohombin, vücuttaki kanın cinsel organlara toplanmasını hızlandırır.

KİŞNİŞ: Özellikle kadınlara keyif veren kurutulmuş kişniş tanesinin, şarabın içine katılarak içilmesi önerilir. Aşırı kullanımı erkeklerde ters etkilere neden olabilir.

HARDAL: Cinsel bezlerin işleyişini artırır.

SÜSEN: Süsen kökü tozu, her iki cins için de güçlü bir afrodizyaktır.

Boyun Fıtığı

5 Tem

Vücudumuzu ayakta tutan en önemli yapı omurgamızdır. Omurga, üst üste duran omurlardan oluşur ve ortalarında bir kanal vardır. Bu kanaldan beynin devamı olan omurilik geçer. Bir anlamda omurga omuriliğin kemik koruyucusudur. Beyinden vücuda giden veya vücudun çeşitli yerlerinden beyine dönen sinirler omurilik içinde seyreder.

Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunur. Bu bölgede her omur hizasından çıkan sinirler başlıca kola ve sırtın üst bölgesine yayılarak duyu ve hareketi sağlar.

Her omur arasında disk adı verilen, destek görevi yapan ve omurların basısını azaltan bir kese mevcuttur. Disklerin jelatin kıvamındaki iç kısımlarının daha kuvvetli olan dış kısmı bir sebeple yırtmasına boyun fıtığı (herni) diyoruz. Bu fıtıklaşma sonucu omurilik ve sinirlere olan basıdan dolayıdır ki boyun fıtığı ağrı ve fonksiyon kaybıyla seyreden bir hastalıktır.

Hastada şiddetli değişen boyun ağrısıyla birlikte kola yayılan ağrı, uyuşma mevcuttur. Durumun ilerlemesi ile kolda kuvvetsizlik, daha da ilerlediği ve omuriliğe bası yaptığı durumlarda tüm vücutta hareket kusurları ortaya çıkabilir hatta yatağa bağımlı hale gelen hastalara rastlanır.

Boyun fıtığı için risk oluşturan durumlar; Ani ve güçlü boyun hareketleri (arabada giderken yapılan ani fren ve bu durumun tekrarlaması, spor sakatlanmaları, ağır kaldırmak, boynun hareket açısını zorlayacak ters hareketler yapmak), baş öne eğik olarak uzun süreli çalışmak (masa başı işler) ve osteoporoz.

Boyun fıtığının evreleri vardır ve tedavi fıtığın evrelerine göre planlanır. Başlangıçta ilaç, istirahat, boyunluk ve fizik tedavi verilir. Bir ayı geçen konservatif tedaviye rağmen düzelmeyen hastalar cerrahi tedaviye adaydır. Daha ileri evrelerde cerrahi daha erken önerilmektedir.


REÇETE : Kuru yemişler (özellikle ceviz ve fındık), Koyu yeşil yapraklı sebzeler, balık yağı ve yumurta sarısı E vitamininden zengindir.

Alıntı : Dr.Tijen ACARKAN

Bu besinler Sakinleştirir…

5 Tem

Yaşadığınız stres dolu anlarda tüketeceğiniz bazı besinler ile sakinleşmeniz mümkün. Nasıl mı? İşte besinlerle sakinleşmenin yolu:


KİRAZ, ÇİLEK VE BÖĞÜRTLEN RAHATLATIR

• İçeriğindeki karbonhidrat yavaşça şekere dönüşürken sizi mutlu edecek ve aynı zamanda vücudunuz bir şeker bombardımanına tutulmamış olacaktır.

• C vitamini açısından güçlü olan meyveler sayesinde vücudunuzdaki kortizol hormonu azalacak ve daha az stresli hissedeceksiniz.

SİYAH ÇİKOLATA MUTLU EDER

• Yüzde 70 kakao içeren siyah çikolatadan vazgeçmeyin! İçeriğindeki güçlü antioksidanlardan olan flavanoid sayesinde rahatlayacak ve kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz.

Kuşkonmazı da listeye eklemekte fayda var

KUŞKONMAZ STRESİNİZİ AZALTIYOR

• İçeriğinde doğal olarak bulunan folik asit sayesinde kendinizi rahatlamış hissedeceksiniz. Bir kap yoğurdun içine karıştırarak yiyebilirsiniz.

GUAKAMOLE YAPMAYA NE DERSİNİZ?

• B vitamini deposu olan avokadoların sizde yaratacağı etki çok iyi olacaktır. Tarif: 2 avokadoyu soyun. Çekirdeklerini çıkartarak 4’e bölün. Yoğurt, maydanoz, limon suyu, sivri biber, soğan ve sarımsağı bir kaba avokadolar ile birlikte koyun.

• Hepsini iyice ezilene kadar karıştırın. Bunun için mutfak robotunuzu kullanabilirsiniz. Sonrasında 2 domatesi küp küp kesin, ve hazırladığınız karışımın içine ekleyin. Buzdolabında yaklaşık 1 saat beklettikten sonra çıkarın ve işte muhteşem bir stres düşürücü lezzetiniz hazır!

KENDİNİZE BİR MOLA VERİN

• Önemli bir konuşma veya yapacağınız iş öncesinde yaklaşık 1000mg C vitamini almanız, ruh halinizi çok daha iyi bir hale sokacak.

• Kan basıncını düşüren ve kortizol hormonlarını azaltan C vitamini sayesinde hem damak lezzetiniz artacak, hem de stresiniz aşağıya çekilecek.

Enginar ve Faydası

5 Tem

Vitamin ve mineraller bakımından zengin olan enginar, vücudumuzda kanı temizliyor, beyin hücrelerini yeniliyor, karaciğerle dost sebze ve daha bir çok hastalığın şifa kaynağı. İşte enginarla ilgili merak ettiğiniz şeyler.

Enginarın latince adı “cynara scolymus”, Dünya’da ve Türkiye’de kültürü yapılan bir bitkidir. Tıbbi bitki olarak ve sebze olarak kullanılır. Sinop yöresinde yabanileşmiş olarak C.cardunculus yetişmektedir. Tıbbi tedavide yaprakları kullanılır, cynarae folium etken maddesi içerir.


Sağlıklı yaşam için harika sebze!

Enginarın içinde zengin besin maddeleri saklı. Mevsiminde tüketerek enginara saklanmış zengin besinlerden faydalanabiliriz.

  • Protein ve karbonhidrat içeriyor.
  • A, B, C, D vitaminlerinden yana zengin.
  • Kalsiyum, magnezyum, manganez ve fosfor mineralleri de içerir.

Vücutta adeta bahar temizliği yapıyor!

Kanı temizleyen ve kandaki kolesterolü düşüren değerli bir sebze olan enginarda, kalbi besleyen enginarda inuline maddesi, yani bir tür nişasta bulunur. İnuline, vücutta levulose ve doğal şekere dönüşür, böylece midenin sindirim suyu işin içine karışmadan emilir.

  • Karaciğer yetersizliğinde toksinleri dışarı atma özelliği vardır.
  • Enginar şeker hastalarına da önerilir, çünkü kanda şeker miktarını ayarlar.
  • İçerdiği manganez ve fosfor beyin hücrelerine faydalı minerallerdir.
  • Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler.
  • Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur.

Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir.

Enginarın içinde bulunan cynarae maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca cynarae maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtiyor.

Enginar nasıl seçilir?

İyi bir enginar ağır olmalı, yaprakları sık durumda bulunmalıdır. Eğer yaprakları açık ve yaygın ise o enginar bayattır. Enginarın ortası sert ve tüysüz olmalıdır. Bu tüylerin iğne gibi batması gerekir. Eğer sapta esmer lekeler varsa enginarın ortası çürümüştür.

Enginar nasıl temizlenir?

Önce sebzenin yaprakları ayrılır ve sökülür. Bu sökülme işi kolayca yapılır. Eğer yapraklar zor sökülüyorsa bunlar atılmalıdır. Kolay sökülen ve uçları kararmış yapraklar lezzetlidir, ancak sindirimleri biraz zordur. Orta tüylü kısma ulaştıktan sonra tüyleri ayıklanır ve kararmaması için limon suyuna batırılıp çıkarılır.

Enginar nasıl saklanır?

Pazardan veya marketten enginar alırken genelde kolaylık olsun diye temizlenmiş alınır, ancak bu şekilde alınan enginar hemen tüketilmezse vitamin ve minerallerini kaybeder. Dalından koparılmış enginarı birkaç gün saklamak istenirse, tazeliğini koruması için sapları kesilmemelidir. Sebze sapı ile bir vazoya konulmalı ve suyu birkaç kez değiştirilmelidir. Her su değiştirmede enginarın sapı bir santim kadar kesilmelidir.