Tag Archives: hamilelik

Zencefil ve Faydası

1 Ağu

Zencefil o kadar önemli bir bitki ki, evinizden eksik etmemenizi tavsiye ediyoruz. Yazımızı okuyunca sizde bize hak vereceksiniz!

Zencefil kökünün bileşiminde önemli etken maddeler var. Taze zencefil etken madde bakımından daha zengin; yüzde 80 su, yüzde 2 protein, yüzde 1 yağ, yüzde 12 nişasta, kalsiyum, fosfor, demir, B ve C vitamini içeriyor. Kuru zencefilde su oranı yüzde 10.

Zencefilin; iştah açıcı, antiseptik, midevi, gaz söktürücü, sindirimi düzenleyici, solunum, toksin atıcı, yollarını açıcı etkileri bulunuyor. Zencefil kan damarlarını açar, terleme ve sıcaklık yapar, kalbi canlandırır.

Londra’da St. Bartholomew hastanesinde yapılan bir klinik çalışmada, zencefilin hastaların anesteziden uyanınca gösterdikleri bulantı ve kusma belirtilerini antiemetik ilaçlardan daha çok önlediği ortaya çıktı.

Rahat uyumayı sağlıyor

Uykusuzluk, kas ağrısı, sabit kusma gibi belirtilerle hasta olan bir kişi, zencefil ve baldan yapılmış çay içerlerse terleme olur, ağrılar azalır, ateş düşer ve derin bir uyku gelir.

Enfeksiyon sonucu oluşan ateşleri düşürmede de ucuz, hazırlanması kolay, güvenli bir ilaç olan zencefil; insanlığa tarihten gelen bir mirastır.

Okumaya devam et

Reklamlar

Maden Suyunu Doğru Tanıyalım !

28 Tem

Mineral deposu sıvının marifetleri

Maden suyu, Türkiye’de kaynak olarak en bol bulunan ama kıymeti az bilinen doğal kaynaklarımızdan. O kadar farkında değiliz ki adını bile doğru söylemiyoruz. Çoğu kişi, maden suyu ile sodanın farklı şeyler olduğunu dahi bilmiyor. Maden suyu, şimdi de Avrupa Birliği süreci ile çerçevesinde yeni bir isimle anılmaya başlamak durumunda. Avrupa’daki genel adından hareketle “mineralli su” denilir oldu. Beypazarı Maden Suyu Genel Müdürü Niyazi Ercan’a, maden suyu ile soda arasındaki farkı sorduk.

“Maden suyu” ile “soda” aynı şey mi, farkı var mı?

– Maden suyu, içerdiği bütün mineraller ve karbondioksit gazı ile birlikte yerkürenin çatlaklarından yol bularak yeryüzüne çıkar. Tamamen doğal, hiçbir katkısı yoktur. Soda ise suya, karbondioksit gazı ilave edilmesiyle elde edilen, tamamen yapay olan bir içecek.

FAZLA İÇMENİN SAKINCASI VAR MI?

Maden suyu tüketiminin bir sınırı var mı?

– Maden suyundaki mineraller, vücudumuzda vitaminlerin vücut tarafından alınmasına yardımcı olurlar. İçerdiği zengin kalsiyum ve florür gibi mineraller nedeniyle özellikle çocuklar, hamile kadınlar ve yaşlıların daha fazla maden suyu içmeleri gerekir. Uzmanlar günde en az 2 litre civarında su ve maden suyu tüketilmesini öneriyor.

Çocukların maden suyu içmesinde bir sakıncası var mı?

– Maden suyunun bugüne kadar bilinen hiçbir zararı görülmedi. Tam aksine vücudumuza onlarca yararı bulunuyor. Büyüme çağındaki çocuklar kalsiyum, demir, çinko, florür gibi minerallere yetişkinlerden daha fazla ihtiyaç duyuyorlar. Bu ihtiyacı karşılamanın en iyi yolu bolca süt ve doğal suları tüketmeleridir. Maden suyunun içerdiği kalsiyum kemik yapısının, florür de ağız ve diş sağlığının gelişmesi için son derece yararlı.

Hamilelikte maden suyu içilmesinin sakıncası var mı?

– Tam tersine, hamilelerin maden suyuna normal insanlardan daha fazla ihtiyacı var. Hamilelik, beslenmeye özel önem verilmesi gereken bir dönem. Anne adayı bebeği besleyebilmek ve gelişmesini sağlamak için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Bu katkıyı doğal yoldan sağlayabilmenin en önemli ve en kolay yollarından biri, düzenli olarak maden suyu tüketimi.

CİLDE TONİK ETKİSİ YAPIYOR

Maden suyunun cilde yararlı olduğu tezi doğru mu?

– Maden suyu içerdiği zengin mineraller vücudumuzun birçok bölgesine olduğu gibi cilt için de yararlıdır. Gece yüz temizliği yapıldıktan sonra maden suyu ile cildinizi yıkadığınızda onun ihtiyaç duyduğu besinleri vermiş olursunuz. Burada önemli olan cildi yıkadıktan sonra kendi halinde kurumasını sağlamak. Bunu kimileri, sprey şeklinde yüzüne kullandığı da oluyor.

Çokça duyulan iddialardan birisi de maden suyunun böbrek taşı yapması. Bu doğru mu

– Böbrek taşlarının oluşmasının temel nedeni, yetersiz miktarda sıvı tüketimi. Yeterli ve düzenli miktarda su ve maden suyu almayan bünye, böbrek taşı oluşumuna neden oluyor. Düzgün su ya da maden suyu tüketimi yapanlarda böbrek taşı oluşması ihtimali, diğer insanlardan daha düşük. Böbreklerinde taş oluşmuş insanlara maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmiyor. Ama normal bünyeler için hiçbir sorun yok. Dahası, düzenli kullanım böbrek taşı oluşumunu engelliyor.

Maden suyu tüketimi, dünyada ya da Avrupa’da ne kadar?

Biz her konuda Avrupa’yı örnek almaya kalkıyoruz ama maden suyu tüketiminde aklımıza getirmek istemiyoruz. Avrupalı kişi başına yılda 150 litre maden suyu tüketiyor. Bu oran Türkiye’de 3 litrenin altında bulunuyor. Türkiye aslında Avrupa’nın doğal mineralli sular açısından en zengin coğrafyasına sahip. Ne var ki, yıllık 65 milyon litre olan bu kaynağın sadece yüzde biri şişeleniyor. yüzde doksandokuzu boşa akıyor. Süt tüketimi de kısıtlı olan Türkiye, bundan dolayı kemik erime hastalığında çok ileri bir noktada.

MADEN SUYU KALP KRİZİ RİSKİNİ ORTADAN KALDIRIR

Maden suyunun son kullanma tarihi var mı, bozulma ihtimali var mı?

– Bir kere maden suyu, cam şişede ve kapağı açılmadığı takdirde kesinlikle bozulmaz.  Ürünlere son kullanma tarihi konulmasının tek nedeni, dolumdan sonra belirli bir süre geçtiği zaman sadece kapak ve ambalajdan dışarıya karbondioksit gazı kaçması ve azalmasıdır. Ayrıca kapağı açıp bardağa doldurulan maden suyu da bir süre beklerse sadece gazı kaçar. Taşıdığı mineraller ise kesinlikle kaybolmaz. Besleyici değerini kaybetmez.

Düzenli maden suyu tüketiminin kalp krizlerini önlediği söyleniyor. Bu ne kadar doğru?

Maden suyundaki minerallerden magnezyum, hücre içerisinde potasyumdan sonra en yoğun olarak bulunan katyondur. Hücre zarı, hücre içi ve hücre çekirdeğindeki birçok biyolojik olaylarda etkilidir ve kas ile sinirlerdeki elektrik uyarılarının iletilmesini sağlar. Kalp krizi geçirenlerde en çok magnezyum düşüklüğü görülür. Damar sertliğine yol açan damarlardaki yağ ve kalsiyum birikmesi de magnezyum eksikliğinden oluştuğu biliniyor.

Kalsiyum vücudumuzda en fazla bulunan elementtir.

TÜLLERİNİZ İLK GÜNKÜ GİBİ BEYAZ

Kemik yapısının yanı sıra kas kasılmalarının düzenlenmesine, sinir uyarılarının taşınmasına, hücre zarlarında iyon değişimine, hormonların, sindirim enzimlerinin salgılanmasına yardımcı olur. Yaşla ilgili kemik kayıplarını ve kırılmalarını önler. Kalsiyum sadece süt ve doğal sularda bulunur. İçerisinde kalori ve kolesterol olmadığı için maden suyu, kalsiyum açısından süte en iyi alternatif olmaktadır.

Kalsiyum zengini doğal mineralli sular, menapoz döneminde kadınlarda ve ileri yaşlarda erkeklerde kemik erimesinin önlenmesi ve tedavisinde yeterli kalsiyum desteği sağlanmasında önemli bir seçenektir.

Maden suyunun beslenme dışında bilinen başka faydaları var mı?

– Maden sularının yardımı ile pencerelerde sararan tüllerin ilk günkü gibi beyazlatılması mümkün. Çamaşır makinanızın deterjan kutusuna deterjan ile birlikte iki şişe maden suyu (kesinlikle meyveli değil, sade maden suyu) doldurun. Normal yıkama yaptığınızda bembeyaz bir tülünüz olacak.

Alıntı : ekoyol

Doğumu Kolaylaştıran Mucize GÜL

28 Tem

Saf gül uçucu yağı (rosa damescana) adeta insanın ruhunu okşuyor. Yaydığı muhteşem koku ile normal doğumu kolaylaştırıyor!

Gül kokusunun hastalıkları tedavide çok önemli yeri olduğu, hafızayı güçlendirdiği bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Osmanlı  tıbbında önemli bir yeri olan güle çok önem verilirdi. Gülsuyu, gül yağı, gül reçeli, gül sirkesi, gül lokumu, gül şerbeti ve güllaç adeta şifa kaynağı…

Gül’de; ateş düşürücü (anti-inflammatory), antiseptik, antifungal, antidepresan, antispazmotik etkiler bulunuyor.

Kansere karşı da tedavi gücü olduğu tespit edilen “gül yağı” ile ilgili, bu alanda bilimsel araştımalar devam etmektedir.

Gül; Türkiye, Fas, Bulgaristan, İran’da yetişiyor. Gül uçucu yağı distilasyon yöntemiyle çiçeklerin damıtılmasından elde ediliyor. 1gr. bile altın dereğinde!

Gül uçucu yağının, sıcak ve çiçeğimsi bir kokusu var, kuvvetli harmonize edici, sakinleştirici, rahatlatıcı özelliklere sahip.

Doğumu kolaylaştıryor!

Ruhsal sıkıntılardan kaynaklanan ağrıları giderici, üzüntü, teselli gerektiren gerilimlere karşı çok etkili. Normal doğum sırasında rahatlatıcı etkisi ile doğumun kolay geçmesini sağlıyor. Bu konuyu jinekologlar izah edememişler, fakat doğumu kolaylaştırdığını kabul etmişlerdir! Çocuklar 6. aydan  itibaren kokuları ayırt edebilir. Doğumdan itibaren gülyağı kullanan bir annenin çocuğu kokuları ayırt etmede yaşıtlarından daha ileri olduğu tespit edilmiş.

Gebelik döneminde, doğum esnasında ve doğumdan sonra saf gül uçucu yağı ve gülsuyu annelerin can simidi gibi. Bebeklere ilk 6 ayda saf gülsuyu koklatılır! Yağ lambası (buhurdanlık) üzerinde kullanılabilir veya banyodan sonra bebek teni gülsuyu ile silinebilir. Pişik önleyici, rahatlatıp gevşetici etkisi var.

Gül yağı yaraları da iyileştiriyor!

Kuvvetli bir antifungal (mantar önleyici ve iyileştirici) etkiye sahiptir. Hint defnesi, gül ve lavanta karışımı antifungal amaçla kullanılabilir.

Kuvvet verici (tonik), düzenli hareket sağlayıcı, temizleyici, iltihaplanmayı engelleyici, kramp çözücü, sakinleştirici, yara iyileştirici, kalp ve ince bağırsak fonksiyonlarını düzenleyici.

Her türlü kuru ve problemli ciltler, alerjik ciltler, egzama gibi durumlarda yeni doku oluşumu ile yaraların kapanmasını gerektiren durumlarda kullanılır.

Uyumlu olduğu yağlar

Neroli, lavanta, yasemin, sandal odunu.

Gül uçucu yağı ile doğal vücut parfümü

60ml. ekolojik jojoba yağına+ 20 damla saf gül uçucu yağı damlatılır, cam bir şişede, cam bir çubuk yardımıyla karıştırlır, banyodan sonra hem nemlendirici, hem de parfüm niyetine kullanılır.

Not: Kullanılacak gül uçucu yağının; baş, kalp ve yaş notlarının olmasına, ekolojik ve saf olmasına dikkat edilmelidir.

Gülün tarihi çok eskilere dayanır. Gül bitkisinden tıbbi olarak en az 5 bin yıldır faydalanıldığı biliniyor. Eski Mısır, Yunan ve Roma Medeniyetlerinde gülden tıbbi olarak faydalanıldığını biliyoruz.

Osmanlı hekimleri de gülü tıbbi olarak kullanmışlar.

Gül meyvesinden elde edilen ekstreler güçlü bir antioksidandır; kanda serbest radikalleri
zararsız hale getirir ve hücre yaşlanmasını önler.

C vitamini, quersitrin ve gallik asit gibi bioflavanoidler ve tanenler bakımından zengin olan bu ekstreler ayrıca çevresel stres faktörlerine karşı bağışıklık sistemini de güçlü tutar. C vitamini dışında A vitamini de içeren gül meyveleri aynı zamanda sağlıklı deri gelişimine de destek olur. Doğal bir lif kaynağı olan pektinler, gül meyvelerinden elde edilen ekstrelerin özellikle mide ve sindirim rahatsızlıkları için de kullanılmasını mümkün kılar.

Taze gül çiçeklerinden üretilen gül reçeli ve gül şurubu da besin değeri yüksek olan gıda maddeleridir. Gül çiçeklerinden damıtılan gül yağı, kendine has gül kokusunu veren uçucu yağ bileşenleri nedeniyle çok pahalı parfümlerin ana ham maddelerinden birisidir. Gül yağı ayrıca antibiyotik etkilidir; patojenik birçok bakteri üzerinde öldürücü etkisi vardır.

Damıtma sırasında yan ürün olarak elde edilen gül suyu kozmetikte cilt bakım toniği,
geleneksel tıpta ateş düşürücü (anti-inflammatory), antiseptik ve mide rahatsızlıklarını giderici, gıda endüstrisinde koku ve tat verici olarak (örneğin güllaç ve gül lokumu üretiminde) yaygın şekilde kullanılmaktadır. Gül yağı katılarak hazırlanan gül sirkesi hem iyi bir ateş düşürücü, hem de ağrı dindiricidir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün karaciğer ve karın ağrılarına karşı, Kılıç Ali Paşa’nın annesi tarafından gönderilen gül sirkesi çok iyi gelmiştir.

Alıntı : Nihal Doğan