“Üzüm Çekirdeğinin” muazzam gücü…

31 Tem

Doğal beslenme ve doğal bitkisel tedavi yöntemleri gün geçtikçe önem kazanıyor! Doğadan gelen besinlerin gücü de bir bir ortaya çıkıyor. Kanser tedavisinde Fitoterapi’nin önemi, Erciyes Üniversitesi’nde “üzüm çekirdeği” ile ilgili iki yıl süren deneysel çalışmaların sonunda kanıtlandı.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Aysun Çetin iyibilgi’nin sorularını yanıtladı.

Araştırma için neden üzüm çekirdeği seçildi?

Üzüm (vitis vinifera) insanlık tarihi kadar eski ve çok çeşitli şekillerde tüketilen bir besindir.Üzüm çekirdeğinin içerdiği çok özel bir bioflavonoid olan proantosiyanidin, C vitamininden 20 kat, E vitamininden ise 50 kat daha güçlü bir antioksidandır. Başka bir deyişle üzüm çekirdeği bugüne kadar keşfedilen en güçlü antioksidanlardan biridir. Antioksidanlar, vücudumuzda kendiliğinden oluşan veya kimyasal ve radyasyon hasarı gibi dış kaynakların etkisiyle oluşan, vücuttaki normal hücreleri tahrip eden veya mutasyona uğratan serbest radikaller ile savaşır. Vücudumuzda antioksidanlar ile serbest radikaller denge halindedir. Şayet denge bozulur, olumsuz yöne kayarsa kanser başta olmak üzere pek çok hastalıkla karşılaşabiliriz. Serbest radikaller yaşlanmanın da sebebidir.

Fareler biyolojik olarak insan vücuduna en çok benzeyen hayvanlardır. Karaciğer ise vücudun laboratuarı gibidir. Bizde üzüm çekirdeği özütünün kemoterapi ve radyoterapi uygulanan farelerin karaciğerinde antioksidan etkinliğini araştırdık. Araştırmamız sonucunda kemoterapi ve radyoterapi tahribatına karşı üzüm çekirdeğinin faydalı olduğunu bulduk.

Araştırmamız 14 Mart 2008 de Erciyes Üniversitesinin düzenlediği Geleneksel Gevher Nesibe Teşvik Ödülü Yarışmasında birincilik ödülü almıştır, aynı zamanda uluslararası Turkish Journal Of Gastroenteroloji ve American Journal of Chinese Medicine dergilerinde yayınlanmak üzere seçilmiştir.

Öncelikle kemoterapi ve radyoterapi gören hastaların ne gibi olumsuz etkilere maruz kaldığını öğrenebilir miyiz?

Kanser anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve yayılması ile karakterize bir grup hastalıktır. Kanser hücrelerinin normal hücrelere göre hızlı büyümesi ve çoğalması nedeniyle çoğu anti kanser ilaç bu tür özellik taşıyan hücrelerin yok edilmesi için geliştirilmiştir. Ancak bazı normal hücrelerde de benzer özellikler bulunmakta, bu hücrelerde kanser tedavisinden doğrudan etkilenmekte ve olumsuz etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu tür hücreler saç folikülleri , kemik iliği, sindirim ve üreme sisteminde bulunduğu için olumsuz etkiler daha çok bu bölgelerde görülür.

Hekim olarak gözlenen bu olumsuz etkilere yan etkiler demekteyiz. Yan etkiler kullanılan ilacın türüne, dozuna, hastalığın türüne ve hastanın yapısına göre değişiklikler gösterir. En sık görülen yan etkiler bulantı, kusma, saç dökülmesi ve yorgunluktur. Bunun dışında ağrı, enfeksiyon, kanama sorunları, nezle benzeri belirtiler, kabızlık veya ishal, el ve ayaklarda karıncalanma, titreme, uyuşukluk, cilt ve tırnak sorunları vb. pek çok yan etki gözlenebilir. Geç yan etki olarak da kısırlığa yol açabilir.

Radyoterapi (ışın tedavisi) sırasında görülen yan etkiler ise uygulandığı organ ve dokulara göre değişmekle birlikte en sık iştahsızlık, bulantı ve kusmadır. Ayrıca ciltte tahriş, güneş yanığı benzeri kızarıklık, kuruma, pullanma, sulu cilt reaksiyonları, tedavi alanında geçici ya da kalıcı saç dökülmesi gözlenebilir.

Hastalar olumsuz etkilerden ne kadar zamanda kurtulabilirler ve bu zaman diliminde nelere dikkat etmeliler?

Erken yan etkilerin çoğu kemoterapi ve radyoterapi devam ettiği sürece oluşur ve tedavi tamamlandıktan sonra tamamen kaybolur. Bazılarının düzelmesi ise daha uzun zaman alabilir. Normale dönme süresi yine kullanılan ilaç türüne, miktarına ve hastanın durumuna göre değişiklik gösterebilir. Tedavi süresince hasta normal yaşantısına devam edebilir ama dinlenmeye de özen göstermelidir. Hasta bu süreç içerisinde özellikle beslenmesine çok dikkat etmelidir.

Dengeli beslenme yan etkileri azaltır. Yüksek proteinli besinler özellikle et, balık, süt, yoğurt, yumurta, baklagiller yenmelidir. Çok sıcak, çok soğuk, acı, baharatlı, ekşi gıdalar yenmemelidir. Yağlı besinlerden kaçınmalıdır. Eğer hastanın ishali varsa posa bırakan besinlerden de uzak durmalıdır. Bol sıvı alınması mesane ve idrar yolunda gelişebilecek mikrobik olayları önler. Bedeni yormayan egzersizler örneğin yürüyüşler hastanın fizik gücünü artırır. Diş çürüme riski arttığı için ağız hijyenine de dikkat edilmelidir. Tedavi aksatılmamalı, düzenli olarak tedaviye devam edilmelidir. Endişelendiren, rahatsız eden konular ise mutlaka doktorla görüşülmelidir.

Tedavi sürecinde üzüm çekirdeği kullanırken nelere dikkat edilmeli ve nasıl kullanılmalı?

Bugüne kadar keşfedilen en kuvvetli antioksidanlardan biri olan doğal üzümün çekirdeğiyle birlikte çiğneyerek tüketilmesi özellikle kemoterapi ve radyoterapi alan kanser hastalarında çok faydalıdır. Hastalara tedaviye başlamadan önce üzüm çekirdeği tüketimine başlamalarını ve tedavi süresince de aşırıya kaçmadan beslenme öğesi olarak çekirdekli üzüm tüketmelerini tavsiye edebiliriz.

Kemoterapi ve radyoterapi sırasında hastalar enfeksiyona çok yatkın olduğu için tüketmeden önce kuru veya yaş üzüm taneciklerinin çok iyi yıkanıp temizlenmesi gerekir.

Fakat şunu da vurgulamak gerekir ki beslenme bir bütündür. Sadece üzüm çekirdeğini değil doğal yolla üretilmiş meyveler, sebzeler ve yüksek proteinli besinleri de diyette bulundurmalıdır. Dengeli beslenme önemlidir.

Üzüm çekirdeği genel olarak nelere faydalıdır, hangi kanser türlerinde kanser oluşumunu önleme özelliği var?

  • Üzüm çekirdeği damarların kollajen dokusunu sağlamlaştırdığı için damar sertliği ve damar sertliği ile ilgili çok sayıda hastalığı önler.
  • Hipertansiyon, kalp krizi ve felç olasılığını minimale indirir.
  • Kolestrolün düşmesine yardımcı olur.
  • Diabetli ve varisli kişilere son derece faydalıdır.
  • Gözü maküler dejenerasyon ve kataraktan korur. Sürekli bilgisayarın başında olan kişilerin göz sağlığının korunmasında da önemlidir.
  • Diş çürüklerini önler.
  • Cildin bağ dokusunda bulunan kollajeni sağlamlaştırır. Deriyi dinçleştirdiği, sarkmasına engel olduğu için kozmetik kremler de kullanılır.
  • Damarları yenilediği için anti-aging etkisine (yaşlanmayı geciktirici etki)sahiptir. Yenilenen damarlar yaşlılığı geciktirir. Böylelikle ciltteki yaşlanma belirtileri azalır.
  • Histamin salgısını azaltarak alerjiyi önler.
  • İltihabi prostaglandinlerin sentezini azaltarak romatizmal hastalıklar, ağrı ve endometrioz gibi durumlarda yararlı olur.

En önemlisi DNA hasarını azaltarak kanser oluşum riskini de minimale indirir. Bu nedenle tüm kanser tiplerinin önlenmesinde ve tedavisinde üzüm çekirdeğinin katkı sağlar.

Yukarda sayılan pek çok faydasından dolayı günde bir avuç ya da bir fincan dolusu kuru üzüm yenmesi tavsiye edilir. Özellikle kara üzümü ya da kurusunu yerken çekirdekleri mutlaka çiğnenmelidir.

Hastalanmadan sağlıklı yaşamak için neler önerirsiniz?

  1. Sağlıklı yaşamanın ilk kuralı sağlıklı beslenmedir. Yapılan araştırmalarda kanser türlerinin %70’nin kötü diyetle bağlantılı olduğu, sağlıklı diyet ve beslenmeyle de kansere yakalanma oranının azaldığı gösterilmiştir.
  2. Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsüne göre günde 5 porsiyon meyve sebze yenmesi kanser riskini %20’den daha fazla düşürüyor, bu nedenle mümkün olduğunca çok miktarda ve doğal yolla yetiştirilmiş meyve sebze tüketmeye çalışın. Tüketmeden önce meyve sebzeleri çok iyi yıkayın.
  3. Yağsız beslenmeye özen gösterin. Kızartmaktansa besinleri haşlamayı, buharda pişirmeyi veya ızgarayı tercih edin.
  4. Rafine tuz tüketimini azaltın.
  5. Besinlerin tütsülenmesi, tuzlanması, nitrit/nitrat gibi kimyasal koruyucularla işlenmeleri sonucu kansere yol açan bazı maddeler oluşur. Örneğin sucuk, salam, sosis, salamura et gibi yiyecekler çok fazla miktarda nitrit/nitrat içerirler. Bu tür besinleri çok tüketenlerin yanında,
  6. C vitamini alması, üzüm çekirdeği tüketmesi koruyucu olabilir.
  7. Kırmızı et yerine tavuk, balık, kuru baklagiller tüketin. Sürekli kırmızı et yiyen kişilerin kanser olma riski, ayda bir kez kırmızı et yiyenlere göre 2.5 kat daha fazladır. Kırmızı et tüketeceğiniz zamanlarda ise suni yemle beslenmemiş hayvanların eti olmasına özen gösterin.
  8. Çavdar,kepek,yulaf gibi lifden zengin besinleri tercih edin.
  9. Günde 2-3 bardak yağı azaltılmış süt için ve/veya süt ürünleri ile beslenin. Kefir gibi ürünlerde faydalıdır.
  10. Rafine gıdalardan olabildiğince uzak durun.
  11. Kimyasal koruyuculu hazır yiyecekler yerine doğal besinlerle beslenmeyi tercih edin.
  12. Sigara içmeyin. Kanserin yol açtığı tüm ölümlerin % 30’u sigara ve diğer tütün ürünlerine bağlıdır.Günde 1-10 adet sigara içenlerde akciğer kanseri riski içmeyenlere göre % 20 fazladır.Çocuk kanserlerinin en önemli nedeni anne-babanın sigara içmesidir.
  13. Alkolden uzak durun.
  14. Günde en az 15 dakika spor yapın. Spor hem beden sağlınız için hem de endorfin dediğimiz mutluluk hormonunu salgılatarak ruh sağlığınız için çok faydalıdır. İdeal kilonuzda kalmaya çalışın.
  15. Ultraviyole ışınlar deride erken yaşlanma ve hasar oluşturarak cilt kanserine neden olabilir. Uzun süreli güneş altında kalmaktan kaçının.
  16. Kanserin ortaya çıkmasından sorumlu önemli diğer bir neden ise giderek artan çevre kirliliğidir. Çevre kirliliğinin kanser oluşumuna katkısı %10’u bulmaktadır. Bu nedenle temiz havası olan yeşil yerlerde daha çok vakit geçirin.
  17. Daha az strese girip daha çok huzurlu ve mutlu olmaya çalışın.

DTE

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: