Güneş Kanser ilişkisi

31 Tem

Araştırdık ve açıklıyoruz: Güneşin kansere karşı koruduğu bilimsel olarak kanıtlandı! Diğer taraftan güneş kremlerinin öldürücü zararları ortaya çıktı! Dr. Murat Kınıkoğlu anlatıyor.

Güneş kansere karşı koruyor!

Yaz ayları geldi mi önce küresel ısınma ve yakıcı güneş var kaçın haberleri, ardından durmadan yükselen faktörleri ile güneş yağı reklamları başlar… Bu kime fayda sağlar?

Hayat kaynağımız güneşten neden kaçıyoruz anlayamadık! Güneşlenme ve güneş kremlerinin iç yüzünü uzmanına Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kınıkoğlu’na sorduk.

İşte güneş ve güneş kremi hakkındaki tüm gerçekler…

“Yeteri kadar güneş ışını almazsanız esas o zaman kanser riskiniz artar”

“Ben güneş yağı sürmem…. Her yaz eşimin, Ozon tabakasının delindiği ve yakında cilt kanseri olacağımla ilgili küçük konferansını gülümseyerek dinlerim. Atalarımız binlerce yıl güneşin altında gezdiler. Afrika da hala milyonlarca insan çırılçıplak güneşin altında geziyor hepsi cilt kanseri mi oluyor ki, ben koca bir senenin bir haftasında, kısacık tatilimde güneşlenerek mi kanser olacağım!

Son günlerde gazetelere bakarsanız haberler hep aynı; Ozon tabakası delindi… Güneşin zehirli, öldürücü ve delici ışıkları tüm dünyayı kapladı… Cilt kanseri sayısında muazzam bir artış var… (Siz de her an cilt kanseri olabilirsiniz demek istiyorlar …) Dikkat edin, muhtemelen aynı sayfanın altında veya ertesi gün ” 90 korumalı yeni güneş yağlarının nasıl kanserden koruduğuna dair” bir yazı okuyacaksınız….

Firmaların rekabeti sonucu yağların “koruma gücü” giderek artarak ve çeşitlenerek nerdeyse yüze yaklaştı… Birkaç yıla kalmaz üç yüz milyon koruma, iki trilyon korumayı duyarsanız şaşmayın… Yeteri kadar güneş ışını almazsanız esas o zaman kanser riskiniz artar….”

Güneş’in kansere karşı koruduğu bilimsel olarak kanıtlandı!

“Çalışmalar, güneşle sentezlediğimiz D vitamininin, başta kolon kanseri olmak üzere, akciğer, prostat kanseri ve lenfomaların oluşumunu önlediğini gösterdi. Özetle, “Vücudumuzun kanserden koruyucu D vitaminini yeteri kadar sentez edebilmesi için güneş ışığına ihtiyacı var.”

Bazı bilim adamları; son yıllarda kanser oranlarında ki artışın nedenlerinden birisi olarak; modern yaşamın, hepimizi güneşten uzak, kapalı kümeslerde yaşamaya mahkum etmesi olduğunu düşünüyorlar. Bir güneş ülkesi olmamıza rağmen çoğumuzun, özellikle yaşlılarımızın ve çocuklarımızın, eskisi gibi güneş ışığı almadıkları bir gerçek. Kendi çocukluğunuzu bir düşünün…

Şimdi işin diğer yönüne bakalım. Bilim adamları laboratuardaki hayvan çalışmalarında vitamin D’nin anormal hücre büyümesini engellediğini göstermişler. Son üç ayda, D vitamininin kanseri önlemede ve kanser tedavisinde etkili olduğuna dair dört araştırma daha yayınlandı ve D vitamininin başta kolon kanseri olmak üzere, akciğer kanseri ve lenfomada, hatta cilt kanserini önlemede bile etkili olduğu ispatlandı. Amerikan Wake Forest üniversitesinde yapılan bir çalışmada “sağlıklı” dozda alınan güneş ışığının prostat kanserine yakalanma riskini % 50 azalttığı görüldü. Ancak bizim gibi kumral/esmer tenlilerin yeterli D vitamini sentezi için beyaz tenlilere göre daha fazla güneş ışığı almaları gerekiyor. Basitçe şöyle söyleyebiliriz; beyaz tenli bir kuzey Avrupalının 15 dakikada sentezlediği D vitamini için bizim yarım saat, zenci bir Afrikalının ise bir saat güneşte yatması lazım.

“Güneş ışınlarının; akıllıca kullandığınız takdirde prostat, barsak, akciğer kanseri olmanızı önleyici rolü var; buna karşılık dozunu kaçırırsanız cilt kanseri olma ihtimaliniz artıyor…”

Güneş kremlerinin vücuda verdiği zararlar neler?

“Güneş kremlerinin üzerinde kaç koruma faktörlü oldukları yazar. Koruma faktörü kelimesinden şunu anlıyoruz: Santimetrekaresine 2 mg krem sürülen ciltte hafif bir eritem oluşması için ne kadar güneş radyasyon dozu gerektiğini ölçülüyor. Teorik olarak koruma faktörü fazla olan güneş yağlarının güneşin radyasyonundan daha çok koruduğu düşünülüyor. Burada iki sorun var:

Güneş yağlarının yeterinde denetlendiğine inanmıyorum. Bir güneş yağının radyasyondan koruma gücü fazla olabilir ama bunlar da neticede kimyasal maddelerdir, radyasyondan korurken aynı andı emilme yoluyla vücuda zararlı kimyasalların girmesine neden olabilirler. Nitekim The Sunday Times kaynaklı bir makalede, güneş yağlarının % 90’ında bulunan Octyl Methoxycinnamate’ın, düşük dozlarda bile fare hücrelerini öldürdüğünü gösterildi. Bu hafta ise İsveç kaynaklı bir haberde güneş yağlarında zararlı zincoxid maddesi bulunduğu ve çocuklar için zararlı olabileceği yazıldı.

* Bazı hastalarımda kalitesiz güneş yağlarına bağlı olarak vücudda mantar enfeksiyonları geliştiğine bizzat şahit oldum.
* Güneş yağı kullanan kişiler sakın ola ki güneşin zararlarından tamamen kurtulduklarını sanmasınlar. Güneşin altında yandıkları takdirde yani 2. ve 3. derece yanıklar oluştuğu takdirde yağda sürseler ilerde cilt kanseri riskleri artar.
* En doğrusu güneşin yatay geldiği sabah ve akşam saatlerini tercih etmektir. Bu saatlerde güneşin altına yatan kişilerin ciltlerinde GÜNEŞ YAĞI KULLANMASALAR BİLE yanık oluşmaz ve cilt kanseri riskinde artış olmaz.”

Alıntı : Nihal Doğan

Bir Yanıt to “Güneş Kanser ilişkisi”

  1. Serdar ORAL 01 Mar 2012 00:45 #

    Yazı çok doğru sadece saatler konusunda hata var .
    Vitamin D sentezi oluşması için UVB ışına ihtiyaç duyuyoruz (Dalgaboyutu : 280 – 320 nnm ) . Bu dalga ancak yazın , öğlen güneşinde oluşuyor ( saat 12 ve 15 arası ) , yani ışıklar dik bir şekilde yeryüzüne vurduğu zaman .

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: